Teknoloji Bağımlılığa Dönüşüyor

Teknoloji Bağımlılığa Dönüşüyor

İnternet bağımlılığı İki nedenden dolayı irdelenmesi gereken bir konudur: Birincisi internet bağımlılığı sadece Türkiye’de değil bütün dünyada hızla yayılan bir bağımlılık türü… İkincisi bu yaygınlığa karşı, insanların farkındalığı yüksek değil. Yani insanlar çocuklarının  uyuşturucu veya alkol bağımlısı olmaması için çok ciddi endişe ediyorlar, hassasiyet gösteriyorlar ama “çocuğum teknoloji bağımlısı olmasın, internet bağımlısı olmasın” diye aynı hassasiyeti göstermiyorlar. Bunun sebebi de ailelerin, teknoloji bağımlılığının ne  olduğunu bilmemelerinden ve bunu bir hastalık olarak değil de gelip geçici bir kötü alışkanlık olarak görmelerinden kaynaklanıyor.  Dahası artan teknoloji bağımlılığı toplumumuzda İslami ve insani birçok tahribata yol açmaktadır. İnternet bağımlılığının haricinde birçok bağımlılık türü var. Bağımlılıklar genel olarak ikiye ayrılıyor: Kimyasal bağımlılıklar ve  davranışsal bağımlılıklar. İnsanlar genelde kimyasal bağımlılıklara gidiyor; alkol, sigara, uyuşturucu gibi… Hâlbuki davranışsal  bağımlılıklar, günümüzde çok daha yaygın ve ciddi tehlike arz eder durumda. Bunlar: Alışveriş bağımlılığı, kumar bağımlılığı, cinsel bağımlılık  ve teknoloji bağımlılığıdır. Teknoloji bağımlılığının altındaki maddeleri ise internet ve bilgisayar oyunları bağımlılığı ile cep  telefonu bağımlılığı olarak belirlemekteyiz.

Peki, niçin özellikle internet bağımlılığının üzerinde duruyoruz? Çünkü internet bağımlılığı hem teknoloji bağımlılığı sınıfındaki  hem de davranışsal bağımlılık sınıfındaki her şeye ulaşabiliyor. Yani internet bağımlısı bir insan; bilgisayar oyunu, alışveriş bağımlısı, kumar bağımlısı da olabiliyor. Hatta internet üzerinden sürekli maruz kaldığı cinsel içerikler ile bu yollara yönelim sağlayabiliyor.

Gençler neden bağımlı olur?

Hedefsizlik ve amaçsızlık, gençlerdeki bağımlılığın nedenlerinden… Genç, neden internet bağımlısı olmasın ki? Hayatta ulaşmak  istediği hedef ve amacı kısıtlı ya da yok. İnternet kişiye eğlenceli içerikler sunuyor, onlardan vazgeçmesi için siz ona bir sebep sunuyor  musunuz? Yok… Yoksa devam eder genç, varsa durur. Eğer gençleri bundan alıkoyacak bir sebep, bir ideal olursa durum değişir.  Genç: “Benim şöyle şöyle bir hedefim var, o hedefe ulaşmak için şu yolu izlemeliyim, interneti kullanırsam ve bağımlı olursam  hedefime ulaşamam, o nedenle interneti çok fazla kullanmamalıyım” diyebilirse, internet bağımlısı olmaktan kurtulur. Bu şuuru gençlere aşılayacak, farkındalık yaratacak yegane kişiler ise hiç şüphesiz ebeveynlerdir.

Baudrillard’ın bir lafı var: “Biz hayatın televizyon, televizyonun hayat içinde kaybolduğu bir çağın çocuklarıyız.”

Gençlerin sosyalleşebilme alanları yok. Bu dönemde gençlerin bağımlı olmasının üç temel sebebi var. Bir tanesi enerjisini harcayamıyor çocuk. Sabahtan çıkıyor, okulda oturuyor, okuldan servise, servisten eve devamlı oturma üzerine kurulu bir hayat var. İnsanlar uyudukları süreden daha fazla oturuyorlar. Ortalama modern bir insan 9,5 saat oturuyormuş. Bu oturma bağımlılığı için ‘sitting is new smoking’ diyorlar. Dolayısıyla gençler enerjilerini harcayamıyorlar, bu çok büyük problem. Kendilerini ifade edemiyorlar ve gerçek hayatta görünemedikleri için başka şekilde kendilerini göstermeye çalışıyorlar. Önceden dayı yeğeninin boyunun uzadığını görüyordu. Mahallenin bakkalı yeni ayakkabısını fark ediyordu. Çocuk bir şekilde görünüyor, tanınıyordu. Konuştuğu, derdini anlattığı kitlesi vardı. Şimdi gençlerin bir kitlesi yok. Sosyalleşme imkânı yok. Akranları ile ilişki kurmaya ihtiyacı var ancak ilişki kurabilecekleri zeminler çok kaygan zeminler. Bu ihtiyaçları karşılanmayan bir genç akşam eve gidip bir de televizyon karşısında oturan anne babayı görünce sonuç ya onlara katılmak ya da internetin cezbedici dünyasına kapılmak oluyor.

Ne yapmalı?

Bağımlılıkları önlemede iki tane strateji gözetilir: Arzı azaltma, talebi azaltma. Kimyasal bağımlılıklarda arzı azaltma işe yarayabilir. Yani uyuşturucunun geldiği yolları kesersiniz, daha çok narkotik kontrol yaparsınız, başarıya ulaşırsınız. Ama eylemsel bağımlılıklarda internet, kumar, cinsellik bağımlılığında arzı azaltmak işe yaramaz. Çünkü arzı ne kadar azaltırsanız azaltın insan bir şekilde yolunu bulacaktır. O yüzden talebi azaltmak lazım. Talebi azaltmak ne demek? Bireyi güçlendireceğiz ki birey ona gitmeye ihtiyaç duymayacak. Bireye çalışacağız. Mesela Güney Kore yaptı bunu. İnternet hızını yavaşlattı. İnsanlar bıksın diye arzı azalttı ama bıkmadı insanlar, daha fena bağımlı oldular. Buna benzer yöntemler kullanılıyor. Talebi azaltmadan başarılı olmak mümkün değil. Talebi azaltmak için insanı güçlendirmek lazım. Bir, ben kendime yatırım yapıyor muyum? Uykuma yemeğime dikkat ediyor muyum, spor yapıyor muyum, bu üçüne dikkat edin. Psikolojik gelişimle alakalı kendimi tanıyor muyum? Ne yapabileceğimi biliyor muyum? Bir idealim var mı? Ne için yaşıyorum? Yani bu yaşamımın anlamı ne?  Tüm bu sorular ışığında özetleyecek olursak;

Çocuklarınızı arkadaşları ile doğal yollardan görüşmeleri için yönlendirin, akran grupları içerisinde sosyalleşmesini sağlayın.

Çocuklarınızı yetenek ve ilgi alanlarına uygun spor dallarına yönlendirin.

Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini destekleyin, onları bir araya getirecek aktivite planlayın.

Çocuğunuzun bilgisayar kullanımını kontrol edin ve sanal ortamdaki arkadaşlarını tanıyın.

Bilgisayarlarınızda güvenli internet uygulamalarının olmasına özen gösterin.

Bilgisayar karşısından kaldırdığınız çocuğu sizinle başka bir tehlike olan televizyon izlemesine yönlendirmeyin.

Uzun süreli bilgisayar kullanan çocuğunuzu engelleyemiyorsanız mutlaka uzman yardımı alın.

Ne yapmamalı?

Akıllı telefon/tablet vs. gibi aletleri çocukları teselli etmek, susturmak için asla kullanmayın.

Çocukların kontrolsüz ve uzun süre internet kullanmasına izin vermeyin.

Yemek ve çay saatlerinde bilgisayar başındaki çocuğa servis yapmayın, size katılmasını sağlayın.

TV veya internet benzeri teknolojik alet merkezli ev düzeni kurmayın.

İnsanlar yalnız ya da boş kaldıklarında hiç kendileri ile yalnız kalmıyorlar. Eskiden tasavvuf büyükleri söylerdi ya, ‘halvet der encümen’, kalabalıklar içerisinde yalnız kalmak. Şimdi bırakın onu, yalnızken yalnız kalamıyor insan. Yalnızlıktan korkuyoruz artık. Özellikle çocuklarımızın yalnızlığından…

 

 Efe Murat ERBAŞ

Özel Eğt. Uzm. Psikolog

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Robot Değilim * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.