Lohusayım Dönücem!
Doğumdan sonra geçirilen 6 haftalık süreç lohusalık olarak adlandırılıyor. Bizde kırkı çıkmak diye bahsedilir. Aslında bir nevi tamir dönemidir. Bu kırk günde annenin büyük bir hızla iyileşeceğine inanılır. Hatta annenin doğum sonrası çok güçsüz olduğu düşünüldüğünden, dışarı çıkması bile uygun görülmez. Tabi hala kırk gün dışarı çıkmayan var mıdır bilinmez?
9 ay boyunca hamileliğe alışan bedenimiz bir anda gerçekleşen doğumla beraber büyük bir degişime uğrar. Nasıl bir tecrübe ise hamilelik, son aylarına doğru o kadar bütünleşirsiniz ki, eski halinizi hatırlamaz yüzyıllardır hamileymişsiniz gibi hissedersiniz. Sonra o an gelir ve hoooop günaydın yeni hayat! Artık bir anne, bir kucak, sütsünüzdür! Sesiniz ninni, kokunuz ilaç, teniniz huzurdur!
Sezeryanlı iseniz dikişleriniz, normal doğum yaptıysanız hatırladıklarınız, gaz çıkarma seansları, emzirmeye alışma çalışmaları, yorgunluk, halsizlik, nedensiz ağlama krizleri, acizlik, yetememe duygusu, tecrübesizlik, susmak bilmeyen ve etrafınızı cepe cevre saran yakınlarınız, süt lekesiyle gezdiğiniz önden düğmeli sonrasında asla giymeyeceğiniz pijamalarınız, doğuma rağmen hiç doğurmamışsınız gibi duran karnınız, inip çıkan hormonlarınız, önceki gibi görünmeyen saçlarınız ve cildiniz, anlatılanlar, hurafeler, albasma hikayeleri, sizinle aynı zamanda doğum yapmasına rağmen fit vücudu, bakımlı saçları, full makyajı ile eskisinden daha iyi görünen ünlü bir hem cinsinizin tv’de boy göstermesi, ne yaparsa yapsın o an sizi anlamayacak bir eş vs vs vs… Bu saydıklarım bir insanın ruh sağlığının bozulması için yeterli değil mi sizce de?Kapıp koyuverirseniz kendinizi, bunalımın dibini görebilirsiniz elbette.
O an gezegenin en doğal, en kutsal ve benzersiz şeyini yaşıyor olmanıza rağmen; bilinçsizlik, tecrübesizlik, gereksiz konuşma ve korkular yüzünden kabusa dönüşmesi en muhtemel dönemdir lohusalık!
Ama ya sonra?
Sonra bir bakarsınız yaşadığınız onca şey bir alışma döneminden ibaretmiş. Sizin anneliğe, bebeğinizin yeni hayatına, eşinizin babalığa.. Kim demiş babaların lohusalığı olmaz diye, bal gibi ortak olur onlarda da bu döneme! Olmalılar da zaten!
Velhasıl bu eşsiz, bol hisli, duygulu sürecin steril, fazla kalabalık ve boş konuşmadan arındırılmış bir ortamda, baş başa, doya doya, sindire sindire, belki düşe kalka, belki salya sümük ama mutlaka sağlıklı ebeveyn desteği ile yaşanması gerektiğini düşünüyorum!
Hatta babalara da lohusalık izni verseler hiç fena olmaz hani!
Mina’nın Annesi Ayşegül Bayhan
