Dünden Bugüne Yemek Yedirme Oyunları

Dünden Bugüne Yemek Yedirme Oyunları

Çocuklara yemek yedirmek, her zaman güç olmuş. Hep bir oyun, hep bir oyalama aracı bulunmaya çalışılmış. Akıllara durgunluk veren!, salim kafayla düşünüldüğünde, çok da mantıklı olmayan cümleler, hareketler keşfedilmiş ? Kim, nasıl bunları bulmuş bilmiyoruz? Ama bir gerçek var; bir nesil bunlarla büyüdük!

“Arkandan Ağlar”

Tabağımızda kalan yiyeceklerin, arkamızdan ağlayacağına bizi o kadar inandırdılar ki; yiyecekler arkamızdan ağlamasınlar diye elimizden geleni yaptık! Sırf bu yüzden, karnımız da ağrısa, midemiz de bulansa yine de yedik… Bizleri yemeye teşvik etmek için bulunan, bu duygu dolu motivasyon aracı cümle; bizleri zaman zaman yıprattı, ne yalan söyleyeyim… Mesela, tabağımızdaki tavuk, gözümüzde, hüngür hüngür ağlarken canlandı. Kimimiz bu yüzden tavuk yiyemez oldu. Neyse ki sonunda, bu tarzın yanlış olduğu söylendi de, analar-babalar bu cümleyi söylemeyi bıraktı!

Peki ne oldu? Bu cümlenin yeri hemen, oyunlu bir cümleyle doldu!

“Uçak Geliyooor”

İşte benim favorim! Tarifi şöyle; yediren kişi kaşığı, hedefin tam ağzından, yarım kol mesafesi kadar uzakta tutarak, biraz heyecanlı, biraz aceleci şekilde sesini ayarlayıp, “uçak geliyoooor” diyecek ve kaşığın içindeki yemeği dökmemeye çalışarak, hafif sağ sol yapıp, ki, bu türbülans oluyor, hedefin tam ağzının ortasına bırakacak! Eğer, hedef, kendini acil iniş pisti zannedip, iniş izni verirse, görev başarıyla tamamlanmış demek oluyor. Günümüzde bu yöntemin hala geçerli olduğunu ve uygulandığını söyleyebiliriz.

“Hadi Aç Ağzını Yavrum”

Diğerlerine göre, biraz daha gerçekçi! Açıkça talebinizi dile getiriyorsunuz. “Bebeğiniz de bir bireydir” yaklaşımını destekleyen, gayet “konuşarak anlaşabiliriz” mesajı taşıyan bir iyi niyet cümlesi. Ama beni hep korkutmuştur açıkçası! Çünküüü, muhtemelen, bu cümle bir iki kez tekrar edildikten sonra, hala açılmayan o ağız nedeniyle, “sana ağzını aç dedimmm!” olarak değişip, “peki görürsün sen” diye iç sesle konuşarak, bizim minik bireyi, bir anda evin yaramazı ilan edecek! Kısacası bu cümle, gerçekleşmesi beklenen bir rüya olarak, rafa kalksa da; bir umut, ağızdan kaçırıp, “aman ben ne diyorum” diye gerçeğe dönülerek, günümüzde hala, bazen yanlışlıkla kullanılıyor!

“Yemek Yedirmek” Değil, “Yemek Eğitimi” Olmalı

Bana sorarsanız, çocuğumuza yemek yedirmeye çalışmak; hem bizi, hem çocuğumuzu yoran bir çaba. Bence, bizler, tıpkı uyku eğitimi, tuvalet eğitimi gibi “yemek eğitimi” olarak bu konuyu ele almalıyız. Çocuklarımıza, doğru saatlerde, doğru ortamda yemek yemeyi öğreterek “yemek yeme eğitimi” verebiliriz. Diğer konularda olduğu gibi, bu konuda da aynı kararlılıkla hareket etmek en önemlisi. Örneğin; banyo zamanı! Çocuğumuz biliyor ki, banyosunu, banyoda yapacak, salonun ortasında değil! Örneğin; tuvalet eğitimi! Çocuğumuza tuvalet eğitimi verirken, onu tuvalete yönlendiriyoruz değil mi? Evin başka bir yerinde bu ihtiyacını gideremeyeceğini biliyor! Örneğin; uyku eğitimi! Çocuğumuz mutfakta yerde uyumuyor, yatağında uyuyacağını biliyor! İşte tüm bunları çocuklarımıza, bebekliklerinden itibaren bizler öğretiyor ve onları eğitiyoruz. O halde, yemek eğitimi verirken de, öncelikle kurallarımızı belirleyip, kararlılıkla uygulamaya çalışmalıyız.

Bence en önemlisi ilk aşama; yemeğini masada ve saatinde yiyeceğini ona öğretmek. Herhangi bir odada tepsi içinde, televizyon karşısında yada elimizde kaşık peşinde gezersek, çocuğumuz doğrunun bu olduğunu zannedecek ve hep bunu yapabileceğini düşünecek. Farklı bir uygulamada da doğal olarak itiraz edecek. Oğlumun bakıcı teyzesi tam da onu böyle alıştırmıştı. Ağlamasın ve yeter ki yesin diye ona her istediği yerde, yemeğini yedirmeye çalışıyordu. Biz eve geldiğimizde ise oğlum bizimle yerken bizim kurallarımıza itiraz ediyordu. Bir taraftan da ikilem yaratmış olduk oğlumun dünyasında. Bu alışkanlığı çok zor kırdık. Çok zor düzelttik ama başardık. Kararlı ve tutarlı davranarak bu konuyu çözebildik. Eğer siz de bu durumdaysanız, geç kaldığınızı düşünmeyin. Kararlı hareket ederseniz mutlaka sonuç istediğiniz gibi olacak. Kızıma ise, ek gıdaya başladığımız günden itibaren herşeyi yemek masasında, mama sandalyesinde yedirdik. Dolayısıyla, yeme işlemini masada yapacağını öğrendi.

Bu aşamadan sonra, ikinci olarak, benim önerim, kaşık kullanabileceği dönemden itibaren, çocuğumuzu kendi yemesi konusunda cesaretlendirmek. Keşfetmesine izin vermek. Oğlum bu konuda da bir ikilem yaşadı maalesef. Biz kendisinin yemesini desteklerken, teyzemiz kendisi yedirdi. Bu durumu da, oğlumu kendi yemesi gerektiğine motive ederek çözdük. Kızım ise, kendi yemeğini yemeyi, deneyerek öğrendi! Ona sürekli kaşık vererek ve destekleyerek kendi yemeğini kendisinin yiyebileceğini öğrettik.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim; yemek eğitimin, aslında bu iki aşamasını tutarlı şekilde uygularsak, yemek yeme sorununu halletmiş oluyoruz. Geriye ise son aşama olarak, yemek yemeyi alışkanlık haline getirmek kalıyor. Hepimiz biliyoruz ki; vücudumuza alışkanlıklar kazandırabiliriz. Her gün aynı saatte yemek yersek, midemiz o saatlere alışacaktır. Her gün aynı saatte yemek yemeye oturan çocuğumuz için de bu geçerli. Düzenli yemek saatleri, tüm aile ile oturulan masa, çocuğumuzu çok mutlu edecek. Tıpkı bizler gibi yemeğini yiyebiliyor olması, onu çok olumlu motive edecek. Saati geldiğinde kendiliğinden acıkacak, hatta mama sandalyesine oturmak isteyecek.

Şöyle söyleyebilirim; çocuklarımız hayata hiçbir şey bilmeden geliyorlar. Onları eğitmek ve onlara öğretmek bizlerin sorumlulukları. Yeter ki yesin, yeter ki ağlamasın diye yaptığımız herşey aslında sonradan onlarda değiştirmeye çalıştığımız alışkanlıklara dönüşüyor. Ve kendi yanlış tutumlarımız yüzünden bir de onlara ceza vererek, kızarak bu alışkanlıklarını değiştirmekle uğraşıyoruz. Kendimizi yoruyoruz, çocuğumuzu yoruyoruz. Oysa ki, baştan itibaren doğru kuralları uygularsak, vermek ve kazandırmak istediğimiz doğru davranışları oluşturabiliriz.

Ne demişler; ne ekersen onu biçersin!

Sevgiyle kalın.

Ülkü Yılmaz

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ