Sebebi Bilinen ve Aşısı Olan Kanser : Rahim Ağzı Kanseri
Serviks kanserinin ortalama görülme yaşı 52 olup, kadın yaşamında 35-39 ve 60-64 yaşları arası en sık görülme aralığıdır. Gelişmiş ülkelerde hastalığın insidansı (görülme sıklığı) ve mortalitesindeki (ölüm oranı) azalmasının en büyük nedeni, yerleşmiş ulusal tarama programlarıdır. Bu kapsamda rahim ağzı tarama testi olarak bilinen Pap Smear testi çok önemli rol oynamakta olup, bu nedenle Serviks Kanseri önlenebilir ve erken tanı konulması halinde tedavi edilebilir kanserler kategorisinde yer almaktadır.
Dünyada yaklaşık her yıl 500 bin kadın bu kanser tanısını almakta ve bunların çok büyük bir kısmından HPV (İnsan Papilloma Virüsü) adı verilen bir virüs sorumludur. HPV virüsü sıklıkla cinsel yolla bulaşır iken, son yıllarda ülkemizde ve tüm dünyada bu enfeksiyonunun görülme oranları hızlı artış göstermiştir. Bu virüsün kadın genital organlarına yönelik 100’den fazla tipi bulunan HPV enfeksiyonunun olgularının çok büyük bir kısmı cinsel ilişki ile bulaşır iken nadir olgularda, annede aktif enfeksiyonu varlığında vajinal doğum takiben yeni doğanda HPV enfeksiyonuna yol açabiliyor. Bazı olgularda gerçek cinsel ilişki olmaksızın sadece yakın teması takiben eşlerden birinin bu enfeksiyonu taşıması halinde yaklaşık yüzde 8 oranında HPV görülebilmektedir.
HPV Riskini Azaltan Öneriler
Tek eşlilik (hem kadın hem de erkek için), erken yaşta cinsel ilişkide bulunmamak, sigara içmemek, çok doğum yapmamak, kısmen prezervatifle korunmak, HPV aşısı yaptırma, düzenli olarak yıllık jinekolojik muayene ve Pap Smear testlerini yaptırmak.
HPV Aşıları
HPV’nin rahim ağzı kanseri üzerindeki sebep sonuç ilişkisi netlik kazandıktan sonra, 1990 yılından itibaren başlayan geniş kapsamlı çalışmalar 2007 yılında meyvesini vererek rahim ağzı kanserini önlemeye yönelik HPV aşısını hayata geçirilmesine olanak sağlamıştır. HPV aşılarının kullanılmasındaki ana amaçlar rahim ağzının kanser öncüsü (servikal prekanseröz) lezyonları ile rahim ağzı kanserlerinin önlenmesidir. Yüksek oranda koruma sağlayan bu aşılar diğer aşılarda olduğu gibi HPV ile enfekte olmadan önce yapılması gerekmektedir.
Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de 2 çeşit aşı bulunmaktadır. Bu aşılardan birinin HPV’nin 2 tipine (bivalan Tip 16- 18), diğerinin ise HPV’nin 4 tipine (quadrivalan Tip 16-18-6-11) karşı koruma sağlamaktadır. Her iki aşı da rahim ağzı kanserine neden olan tiplerin yüzde 70-80’lik bölümüne karşı yüzde 100 koruma sağlıyor. Ancak söz konusu aşılar HPV 16-18 dışında kanser yapan diğer tiplere karşı koruma sağlayamadıklarından, aşılandıktan sonra da kadınların düzenli olarak muayene olmaları ve pap smear testini yaptırmaları etkin korunma açısından son derece önemlidir. Her iki HPV aşısı kişiler tarafından kolay tolere edilebilmektedir. Quadrivalan aşı bivalan aşıdan farklı olarak rahim ağzı kanserlerine karşı koruma sağlarken aynı zamanda genital siğillere karşıda koruma sağlamaktadır. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre her iki HPV aşısı da kişiler tarafından kolayca tolere edilebilmekte, yüksek oranda bağışıklanma sağlanmakta, dirençli HPV enfeksiyonu ve HPV enfeksiyonları ile ilişkili klinik hastalığın azaltılmasında etkili olmaktadır.
HPV aşısı üç doz halinde uygulanır. Quadrivalan aşı 0, 2. ay ve 6. aylarda, bivalan aşı ise 0, 1. ay ve 6. aylarda uygulanır. Oluşan antikor titresi uzun süre yüksek seviyede kalır. Kadınların çoğu, rahim ağzı kanser aşısının rahim ağzına yapıldığını düşünüyor ve bu düşünce nedeniyle aşıdan korkuyorlar. Oysa aşı tahmin edildiğinin aksine koldan kas içine yapılmaktadır. Bu aşılar koruyucu olup tedavi edici özelikleri bulunmamaktadır. Bu nedenle, hastalık oluşmadan önce yapılmaları şiddetle tavsiye edilmektedir. Aşılanmadan önce doğal enfeksiyon geçirilmişse, aşı tipe karşı koruma sağlamıyor. Buna karşın, aşının içerdiği tiplerin tümüne karşı doğal enfeksiyon geçirme olasılığının sadece yüzde 1 olduğunun unutulmaması gerekiyor. Yine unutulmaması gereken önemli noktalardan biri bu enfeksiyonun geçirilmesi ile oluşan doğal bağışıklık oranının son derece düşük ve bölgesel olduğu, bunun aksine aşının yaratmış olduğu koruyuculuğun çok daha yüksek ve sistemik olduğu gerçeğidir. HPV bilinen en sinsi virüslerden biridir. Bir şekilde hücre içine yerleştikten sonra yıllar sonra rahim ağzı kanserine yol açabilmektedir.
Bu kanser aşıları ülkemiz koşullarına göre pahalı aşılar olmakla beraber çoğu zaman kişilerin bu aşıyı kendi imkânları ile karşılamaları gerekmektedir. Diğer yandan rahim kanseri teşhisi almış bir kadına uygulanan tedavi uzun bir zaman dilimine yayılmakla beraber büyük maliyetler doğurmaktadır (cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi vb.). Bu yüzden kanser tedavisi ile aşı maliyetleri karşılaştırıldığında aşı uygulamasının daha makul maliyetle ve daha geniş kitlelere ulaştırılması halinde ileriki yıllarda bu kanser oranlarında dramatik bir azalma olacağı çok çarpıcı bir gerçektir.
Sağlık insanlara Allah tarafından verilmiş çok büyük bir lütuftur ve insanlar bunu korumaya yönelik olarak kendi imkânları doğrultusunda hiç bir fedakârlıktan kaçınmamalıdır.
Doç.Dr.Serdar OĞUZ
Jinekolog
