Kardeş Kıskançlığı
Birden fazla çocuğu olan ailelerde sıklıkla yaşanan ve özünde doğal olan kardeşler arasındaki kıskançlık duygularından bahsetmek istiyorum.
Özünde doğal olan bir duygu dedim kıskançlık için… Ancak, özdeki temel duygunun aslında “kıskançlık” değil “rekabet” duygusu olduğunu belirtmek istiyorum. Ve kanımca sağlıklı bir şekilde ele alınamayan, yapıcı davranışlara dönüştürülemeyen rekabet duyguları bir süre sonra yakıcı bir duygu olan kıskançlığa dönüşmektedir. Bu nedenle, bu yazımda kardeşler arasındaki ilişki düzenlerine ve rekabet çatışmalarına değineceğim.
Sonuçta iki küçük çocuk arasındaki rekabetin nasıl yol alacağı konusunda belirleyici olan anne ve babanın tutumlarıdır. Çocuklarınız arasında rekabet baş gösterdiğinde sakin ve dengede kalmak; yargılayıcı, reddedici ve engelleyici davranmak yerine anlayışlı, kabullenici, saygılı ve yol gösterici bir duruş içinde kalabildiğinizde şöyle sonuçlar bekleyebiliriz;
- Çocuklarınız kendi aralarındaki günlük çatışmalarını yapıcı bir şekilde çözümlemeyi öğrenir ve bu durum aralarındaki ilişkinin güçlenmesine destek verir.
- Gelecekteki yetişkin yaşamlarında karşılaşacakları rekabet ortamlarında korkarak geri çekilmek ya da korkarak saldırmak yerine, bu krizi sağlıklı bir şekilde çözmelerini sağlayacak beceriler geliştirebilirler.
- Kendileri ve kardeşleri arasındaki farklılıkları tanımak ve bunları kabul etmek, bunlara saygı göstermeyi öğrenmek, onların yetişkin yaşamlarında daha huzurlu, mutlu ve kendilerine yeten bireyler olmalarına yardımcı olur.
- Bu çatışmaları sağlıklı bir şekilde yönetebilen çocuklar, kendi güçlü ve zayıf yönlerinin farkına vararak, kendi rekabet alanlarını gerçekçi bir şekilde belirleyebilir, zayıf yönlerini geliştirebilecekleri bir şeyler varsa bunları yapmaya yönelebilir ya da iyi oldukları konularda kendi sınırlarını daha ileriye taşıyabilirler.
Genelde kardeşler arasındaki rekabet duygusu, törpülenmesi gereken bir durum olarak çıkar karşımıza… Ancak, yapılması gereken bu duyguyu törpülemek ya da yok etmek değil, yapıcı bir yöne kanalize etmektir.
Kardeş olmak insanı çok zenginleştiren bir durumdur. Kardeşi olan bireyler, tek çocuk olanlara göre birçok konuda artıda başlar hayata. Başlangıçta anne-baba sevgisini sağlıklı bir şekilde paylaşabilmeyi öğrenen bireyler, yetişkin yaşamlarındaki eş ilişkilerinde de daha paylaşımcı, daha güvenli durabilirler. Oysa tek çocuklar için yaşanılan bir alanı bir başkasıyla paylaşmak bile daha sonra öğrenilmesi gereken, üzerinde çalışılması gereken bir durum olabilir. Tabakta son kalan bir dilim keki paylaşmak, yeri geldiğinde bütününü kardeşe verebilmek, tuvalet-banyo sırası beklemek, birinin heyheyleri gelmişken susmayı becerebilmek, anne-babaya karşı güç birliği oluşturmak, sır saklamak, birisiyle takım olabilmek gibi birçok konu, kardeşler arasındaki itiş kakış sırasında doğal olarak öğrenilebilir. Oysa tek çocuklar bunları güvenli ve korunaklı aile ortamında değil, vahşi ve saldırgan bir orman gibi görünen dış dünyada deneyimleyerek öğrenmek zorunda kalırlar. Elbette birden fazla çocuk yapmak zorunda değil hiç kimse ve tek çocukların da kendilerine göre başka artıları olabilir ama eğer birden fazla çocuk varsa, bu durumun en temel çatışmalarından biri olan “rekabet” duygusunu, yaşamlarının en değerli avantajına dönüştürebilmeleri için çocuklarınıza yardım etmeniz gerekir.
Eğer birden fazla çocuk yapmışsanız ya da yapmaya niyetiniz varsa, öncelikle sizi bekleyen olaylar zincirine karşı hazırlıklı olmanız gerekir. Yaklaşık olarak neler yapmanız gerektiğini bilirseniz, yani acil durum planlarınız hazırsa, kriz anlarında hemen gerekeni yaparak etkili bir ana-babalık gerçekleştirmiş olursunuz. Bu konuda ilk düşünülmesi gereken, kardeş çekişmesinin, rekabetinin, kavgalarının çocuk sahibi olmak kadar doğal bir süreç olduğudur. Bundan sonra, çocuklarınızın neyi öğrenmesi gerektiğine, neye ihtiyaçları olduğuna sakince bakarak amaca uygun davranışlarda bulunabilirsiniz. Tabii yaşanacak fırtınaların, çocuklarınızın arasındaki yaş farkı, cinsiyetleri ve kaçıncı çocuk olduklarına göre değişiklik göstereceğini de hatırda tutmanızda yarar var.
Burada, ikinci bir bebeğin gelişini baz alarak, gelecekteki fırtınaların şiddetini ve sıklığını azaltmaya yönelik bazı genel önerilerde bulunmak istiyorum;
- Aileye yeni bir bebeğin geleceğini öğrendiğinizde, ilk çocuğunuzu da bu değişikliğe hazırlamaya başlamanız gerekir.
- İlk çocuğunuza bebeklik fotoğraflarını göstererek bebekken nasıl olduğunu, nasıl büyüdüğünü anlatabilirsiniz.
- Karnınızdaki bebeğin de bir insan olduğunu vurgulayarak, onun annenin içinde nasıl büyüdüğünü, nasıl beslendiğini anlatabilirsiniz. Bebek hareket etmeye başladığında bunu onunla paylaşabilir ve elini karnınıza koyarak bu hareketleri hissetmesini sağlayabilirsiniz.
- Bebek için birlikte isimler düşünebilirsiniz.
- İlk çocuğunuzla birlikte bebeğin nasıl büyüyeceğini anlatan kitaplar okuyabilirsiniz.
- Birlikte, ilk çocuğunuzun bebekliğini anlatan bir defter hazırlayabilirsiniz. Resimler yapıştırarak, ya da çizerek nasıl doğduğunu, nasıl beslendiğini, ilk aylarda neler yaptığını yaşına uygun şekilde anlatabilirsiniz.
- Onun başka bebekleri görmesini sağlayabilirsiniz. Özellikle nasıl emzirildiğini görmesi ve kendisinin de bu süreçten geçtiğini anlaması önemlidir.
- Onun kucaklanma, kucağa alınma ihtiyaçlarına karşı duyarlı olmak ve ihtiyaç duyduğunda kucaklamak, kucağa almak, kendisini hala güvende hissetmesini sağlayacaktır.
- Özellikle baba başta olmak üzere, büyükanneler, teyzeler veya bakıcılar gibi yardımcılar, ikinci çocuk doğmadan önce devreye girerek, ilk çocukla güçlü bir ilişki kurabilir ve o zamana kadar annede olan bazı sorumlulukları kendileri yerine getirmeye başlayabilirler.
- Doğum zamanı iyice yaklaştığında, doğum için hastaneye gitmeniz gerektiğini, birkaç gün evde olmayacağınızı ama sonra kardeşle birlikte eve döneceğinizi söyleyebilirsiniz. Siz hastanedeyken onun kiminle ve nerede kalacağını da iyice anlatmalısınız.
- Doğumdan sonra ilk çocuğunuzun ziyarete gelmesini sağlayabilirsiniz; ama bu ziyaretin kısa olması gerektiğini hatırlayın.
- İlk çocuğunuz geldiğinde, odada başka ziyaretçilerin olmaması önemlidir. Bu özel bir andır ve sadece aile bireylerinin bir arada bulunması bu anı daha keyifli hale getirir.
- İlk çocuğunuz sizin yokluğunuzda uyumayı reddetmiş ya da biberon istemiş olabilir. Bu üzerinde durmanız ya da endişelenmeniz gereken bir durum değildir. Normal bir tepkidir ve üzerinde durulmazsa kendiliğinden kısa sürede sönecek bir davranıştır.
- Sizi ziyarete geldiğinde size ya da bebeğe ilgi göstermez ve aldırmaz bir tavır içinde olursa üzülmeyin. Ona baskı yaparak, zorlayarak, utandırarak ilgisini çekmeye çalışmayın.
- Geldiğinde ona bir hediye verin.
Şimdiye kadar, ikinci bebeğe hamilelik sürecinde ilk çocuğunuzu aileye yeni katılacak bebek için nasıl hazırlayacağınız ve doğum sonrası hastanede ilk karşılaşmayı nasıl planlayacağınız konusundaki görüşlerimi paylaştım. Bu yazının devamında, “eve dönüş” ve sonrasıyla ilgili önerilerim ve uyarılarım olacak.
Emel Farz
Uzman Psikolog , Aile Dizimi Terapisti
