Bebeğiniz Kucağa Alışacak Diye Korkuyor Musunuz?
Geçenlerde bir öğrencimle sohbet ederken, yeni doğmuş kardeşinin nasıl olduğunu sordum. Bebek daha 1 aylıktı ve öğrencim sürekli ağladığını ve bu nedenle annesinin çok sinirlendiğini söyledi. Ben de merak içinde “Peki annen ne yapıyor bebek ağladığında?” diye soruverdim. Cevabı bana oldukça eksik geldi: “bir şey yapmıyor; bebeği yatırıyor beşiğine sadece”. Kucağına almıyor mu diye sordum. Hayır almıyor dedi. Komşuları kucağına alma, sonra hep kucak ister diyormuş.
Bir an zihnim kendi yaşadıklarıma gitti. Çok fazla duymasam da arada evimize ziyarete gelenlerden duydum bu tür laflar. Bebeği her ağladığında kucağına almamam gerektiğini iddia edenler oldu.
Gelin biz bu durumun derinine inelim biraz. Bebekler neden kucak ister?
Aslında bunun cevabı hiç de zor değil. 40 hafta boyunca anne karnında, sıcacık ve güvenli bir ortamda yaşamını sürdüren bir canlı, ortalama 10 saat süren bir doğum sürecinden sonra bizim yaşadığımız dünyaya geliyor. Bize normal gelen kumaşlar onun cildini zedeliyor; bize normal gelen hava onun ciğerini yakıyor. Işıklar gözlerini kamaştırıyor, sesler rahatsız ediyor. Üstelik anne karnında bir suyun içinde, yerçekimsiz bir ortamda oyunlar oynarken, birden bire kas ve kemiklerinin yetersizliğiyle ve yerçekiminin inanılmaz etkisiyle başbaşa kalıyor.
Bebeklerin bize oldukça normal gelen bu yaşama alışmaları hiç de kolay değil düşünürsek. Bütün bu zorlanmaların dışında bir de açlıkla baş etmesi , midesindeki gazlardan kurtulabilmesi gerekiyor ki rahat rahat uyuyabilsin. Tabi rahatlık deyince anne kokusu olmazsa olmaz bir unsurdur yenidoğanlar için. Bu yüzden ille de anne kucağı diye, anne kucağı diye tuttururlar.
Bir bebek eninde sonunda alışacaktır bu dünyaya. Ancak buradaki önemli unsur “nasıl” alıştığıdır. Yani bu süreçte bebeğin elinde kalanın hangi duygu olduğudur: Güven mi, güvensizlik mi?
Bir anne istisnasız bir şekilde bebeği her ağladığında onu kucağına almalıdır. Kendi kokusunu onun burnuna doldurmalı, koynunun sıcaklığıyla onun bütün bedenini ısıtmalıdır. Annenin kolları bebeği için güvenilir bir yuva olmalıdır. Tıpkı bir kuş yavası gibi… Onu sarıp sarmalayan, deprem de olsa sarsılamayacak, güvenli bir yuva olmalıdır o kollar. Bir bebeğin güven duygusunun oluşumunda en etkili unsurlardan birisi, o ağladığında ona verdiğimiz cevaptır. Bebek ağladığında cevap vermemek onun zihninde sadece şunu oluşturacaktır: “Benim sesimi kimse duymuyor, bana kimse cevap vermiyor, benim varlığım kimsenin umurunda değil, ben bu dünyada hiç bir etki yaratmıyorum”… Yani, kısaca değersizlik ve etkisizlik duygusunun temellerini atmakla aynı şey oluyor bebeği kucağa almamak.
Bebeklerin tek ihitiyacı olan şey güven içinde olduklarını ve sevildiklerini hissedebilmektir. Ağlamak bir bebeğin yapabildiği tek şeydir. Bebeğiniz ağlıyorsa eğer, gidip onu kucağınıza alın ve yatışmasına yardımcı olun. Emin olun zamanında kucağınıza alırsanız, ileride size doymuş olacak ve kucağınıza daha az ihtiyaç duyacaktır. Ancak bebeğiniz anne kucağına ve sıcaklığına hasret kalırsa, ileride bunu bir şekilde telafi edecektir. Belki bir hastalıkla, belki düzensiz bir uykuyla, belki öfkeyle… Ama sizin ilginizi illa ki bir şekilde çekecektir ve ondan kopmanız, onun sizden bağımsızlaşması zorlaşacaktır.
Bunun ötesinde hep söylediğim bir şey var: Bir bebeği en iyi anlayacak kişi annedir. Anne ile bebek arasında var olan simbiyotik bağ, arada telepatik bir iletişimin oluşmasını sağlar. Bebek vermesi gereken mesajı bu bağ ve iletişim sayesinde verir. Anneler etraftan gelen seslere kulaklarını tıkadıklarında, bebeklerine daha iyi odaklanabilecek ve onların ne demek istediklerini çok daha net bir şekildei anlayabileceklerdir.
Sibel SÖNMEZ
Doğum Psikoloğu ve Hamile Yogası Eğitmeni
