Hasret Adında Bir Yıldız
Hasret çok uzaklardaki bir yıldızın adıdır. Onun ışığı bize yarından umutlu olmak için yaşam sevinci verir. Onu ancak gönül gözümüz içe döndüğünde görürüz. Kimi bulutlu, karanlık gecelerde görünmez olur. Ama biliriz ki oradadır. O an bilemesek bile, biz var olmayı başardığımız sürece bir sonraki zamanda ışığı bize geri dönecektir.
Her birimizin birer yıldızı var. Bu yıldızların sayısı, biz insanlarınkinden çok daha büyük… Ama bu kadar çok yıldızın her birinin adının Hasret olması ne kadar tuhaf, değil mi? Birbirine benzeyen veya benzemeyen, farklı uzaklıklarda sadece bize ait olan yıldızlarımız var.
Bu yıldıza sahipliğimiz konusunda kıskancız. Onun ışığını paylaşmak istemeyiz. Ama evrenin bir muzipliği midir; bazen iki yıldız çakışıvermişcesine ışıkları üst üste binmiş, bizimki ile bir başka yıldızınki birleşmiş gibi gelir. İçimiz daha bir heyecanla, iki misli yaşam sevinci ile dolar. Yıldızın yıldıza, hasretin hasrete kavuşması mıdır bu? Yanıldığımız da olur. Bizimkine benzediğini düşündüren ve heyecanlandıran ışık, bir kuyruklu yıldız gibi kayar gider uzayın bir başka noktasına. Kimisi ise bir kara deliğe dönüşüverir beklenmedik bir anda ve biçimde…
Yıldızın Işığından Baharın Aydınlığına
Bir karanlık geceden sonra yıldız ışığının geri dönüşü, uzun kar günlerinden bahara geçiş gibidir. Işığın karanlıktan geri döndüğü gibi, kar günlerinin ardından baharın ışığı gelecek. Elbette uzun kar günlerinden bahara doğru yol alacağız. Hem ruhumuzda hem de fiziksel dünyamızda bulutlar dağılacak, güneş açacak ve içimizi bahar ve sevgi ışıltılarıyla ısıtacağız.
Yaşamın güzel günlerinde neşeli ve umutlu olmak kolaydır. Önemli olan zor zamanlarda, kardan ve tipiden gözün gözü görmediği anlarda yaşam sevincini canlı tutabilmek ve umut ışığını yakabilmektir. Bu ışığı içinde yakabilenler değil midir; ağır koşullar da bile dışını aydınlatabilenler?
Yaşama dokunurken olumlu olmayı severim. Adeta yaşam düsturum haline gelmiştir. En can sıkıcı koşullarda bile olumlu olmayı deneyip bir bilge tavrıyla çevreye sıcaklık, dayanıklılık ve sevinç saçabilmenin erdemli bir davranış olduğunu düşünür; bunu başarabilenlere gıpta ederim.
Başka insanlarla ilişkilerimizi incelediğimde; sağlıklı, iyi ve uzun soluklu ilişkilerin de olumlu değerlendirmelerle başladığını görüyorum. Örneğin genelde insanların bir hasreti olarak ifade edebileceğim sevgi de böyle… Sevginin temel taşları arasında ilk elde karşımızdaki insan hakkında olumlu değerlendirmeler yapabilmek var. “Seviyor muyum?” türünde bir soru varsa aklınızda; bunu doğrulamak için karşınızdaki insan hakkında olumlu değerlendirmeleriniz olup olmadığını sınayabilirsiniz. Eğer sizi sıcak tutan olumlu değerler buluyorsanız, sevgi yolunda önemli merhalelerden birini aşmışsınız demektir. Ama tabii ki, bu yeterli değildir. Bununla kalırsanız; sıklıkla olduğu gibi beğeni ile sevgi karışır.
Saygı ve Güven
Bir ilişkinin sevgi temelli olmasını sağlayan faktörler arasında saygı ve güvenin yakıcı bir önemi vardır. Önce ona saygı duymayı becermeniz gerekir. O kişiye saygı duymak, zorlanarak yapılacak bir iş değildir. İlişkinin doğası gereği kendiliğinden gelişir. Ama olmazsa olmaz bir faktördür. Saygı olmayan ilişki, asla sevgi temelli olamaz. Sevgi, aynı zamanda güven üzerine kurulmalıdır. Sevgide güven, sözsüz bir anlaşmadır. İki taraf da bunu çok olağan olarak kabullenir. Kuşku üzerine kurulmuş bir sevgi de olamaz. Sağlıklı bir sevgi ilişkisinde güvenin ispat edilmesi gerekmez. Taraflar bunu doğal akış içinde kavrarlar.
İlginç bulduğum bir gözlemim şudur. Sağlıklı bir sevgi ilişkisinde insanlar birbirlerine benzediklerini hissederler. İnsanların gerçekten benzer meşguliyet ve özellikleri olması gerekmese de benzedikleri hissi içinde oldukları görülür. Bu durum da sevgiyi ima eden özelliklerden bir diğeridir.
Yukarıdakilere ek olarak; sevginin can damarları arasında bağlılığı, sevecenliği ve içtenliği de saymam gerekir. Bireysel özgürlükle dengelenmiş duygusal bağlılık, sevginin en ilginç paradokslarından birisidir. Böyle bir gerçek ilişkide taraflar, hem bağlı hem de özgür olurlar. İlişki, doğası gereği gelişen sevecenlik yanında açıklık ve içtenlikle donandığında… İşte o zaman uzun kar günlerinden çıkılır, sevginin güneşine doğru yol alınmaya başlanır. Karanlıklar arasında Hasret isimli yıldızın ışığının çıtırtıları gelir.
Gürcan BANGER
Duygu Güncesi
