Eyvah: 2 Yaş Sendromu!

Eyvah: 2 Yaş Sendromu!

2 yaş sendromuna girmeyen bebek yok gibidir. Bebeklerimizle birlikte biz anneler de bu dönemi yoğun şekilde yaşarız. Nasıl baş edeceğimizi ve neler yapmamız gerektiğini bilirsek, bu dönemi hem biz hem bebeklerimiz çok daha rahat bir şekilde atlatabiliriz.

Bu dönem, bebeğimizin birey olma yolundaki ilk adımıdır. Israrlı bir çabayla, pek çok konuda kendi isteklerinin olması için inatlaşır. Hemen hemen tüm bebekler bu dönemde benzer konularda anne babalarını yorarlar. Yemek yemek, uyumak ve üstünü değiştirtmek istemeyen bebeğimiz; yüksek sesle ağlayarak, kendini yere atarak ve elindekileri fırlatarak tepkiler vermeye başlar. Bu tepkiler karşısında çaresiz kalıp, ne yapacağını bilemeyen biz anneler, öncelikle, bu dönemin bebeğimizin gelişiminin doğal bir parçası olduğunu kabul ederek, geçici bir süreç içinde olduğumuzu kendimize sık sık hatırlatmalıyız.  Birinci aşamanın bu olduğunu düşünüyorum. Karşımıza çıkacak zorluklara hazır olursak bebeğimizle çok daha sağlıklı iletişim kurabiliriz. Böylece hem biz çok daha az yorulur ve üzülürüz hem de bebeğimiz daha rahat ve kolaylıkla bu dönemin üstesinden gelir. Unutmamalıyız ki; bu dönem bebeğimiz için de kendisini keşfedeceği önemli bir süreçtir. Bu zorlu süreçte hangi konularda neler yapabiliriz? Birkaç konuda deneyimimi ve fikirlerimi aşağıda paylaşıyorum.

Bebeğimize, yemeğini kendi kendine yemesi için bir fırsat vererek, yemek yemeye ilgisini çekebiliriz. Yemeğini yemek istemeyen, ağzını açmayan ya da ağzına aldığı yemeği tüküren bebeğimiz, kendi kendine yemeye çalışırken, biraz yiyecek, biraz oynayacaktır. Böylece hem eğlenip, hem de öğrenen bebeğimiz, yemek yemeyi keşfedecek ve kaşığı ağzına götürebilme gibi kabiliyetlerini de geliştirecektir. Bebeğimizin kendisi yerken yeterince yiyemediğini düşünebiliriz. Ancak, merak etmemeliyiz bebeğimiz aç kalmayacaktır. Aç kalsa bile mutlaka bunu sonraki öğünlerde telafi edecektir. Bu arada bebeğimize yemeğini yerken cesaretlendirecek sözler söylememiz onu daha da heveslendirecektir. “Ne kadar güzel yedin. Ağzın nerede? Tekrar yapabilir misin? Kaşık nerede?” gibi olumlu motivasyonu arttıracak sözlerle ona destek olmalıyız. İki çocuğumda da denediğim bu yöntemle, yemek yeme sorununda çok yol aldığımı belirtmeliyim. Ayrıca, bebeğimiz yemeğini yerken bizim de ona iştahla ona eşlik etmemizin çok etkili olduğunu söylemeliyim. Çünkü, bence, çocuklarımızın geliştirmek istediğimiz davranışlarını, onlara örnek olarak göstermek, öğretmenin en iyi yoludur.

İstediği şeyi yapmadığımız bebeğimizin, birden bağırarak ağlamaya başlayıp, kendini yere attığı anların ise bir anne için en zor anlar olduğunu düşünüyorum. Kriz anlarını, bebeğimizle inatlaşmadan, olumlu, kararlı, sakin ve sabırlı bir tavırla karşılayabilirsek, başarılı bir şekilde yönetebiliriz. Ancak bunu yapabilmenin çok zor olduğunu da biliyorum. Markette veya oyuncakçıda istediği olmayan 2 yaş sendromunda bir çocukla baş edebilmek çaresiz gibi duruyor ama bir yolu var. Denediğim ve etkisini gördüğüm bir yöntem diyebilirim. Olmayacak bir istekte bulunduğu anda hızlıca ilgisini başka yöne çekmek, makul bir alternatif sunarak onu farklı bir konuya yönlendirmek etkili olabiliyor. “Pasta malzemeleri alıp, yapalım mı? Buradan sonra anneanneye gidelim mi? Arkadaşınla oynamaya gidelim mi? Seç bakalım ne yapmak istersin?” diye göstereceğimiz olumlu ve sakin tavır, yapabileceğiniz bir etkinlik veya sevdiği bir oyun vaadi onu mutlu edecektir. Mutlaka söz verdiğimiz şeyi yapmalıyız ve bir sonraki krizde de bunu ona mutlaka hatırlatmalıyız. “Hatırladın mı geçen hafta buradan sonra oyun oynamaya parka gitmiştik ve çok eğlenmiştik, değil mi?” diye algısını yönetebiliriz. Oyuncakçı için ise aynı teknikleri uygulamak daha zor. Oyuncakçıdan bir şey almadan çıkmak isteyen çocuk var mıdır? Oyuncakçıya gerçekten oyuncak almak için gitmek yada mutlaka gitmeniz gerekiyorsa önceden çocuğunuza kesinlikle almayacağınızı tekrar tekrar söylemek etkili olacaktır. Önce bunu anlayamayabilirler, fakat istikrarlı bir şekilde aynı kuralı devam ettirdiğinizde uyum sağladığını göreceksiniz.

Pusette oturmak istemeyen, mont giymek istemeyen, mama sandalyesinde yemek yemek istemeyen, oyuncaklarını vermek istemeyen, annesini paylaşmak istemeyen bebeğimizle zaman geçirmek çok zor olacaktır. Bu nedenle, bu dönemde, rutinler oluşturmak bizlere çok yardımcı olacaktır. Bir sonraki aşamada ne olacağını bilmek bebeğimizi daha sakin ve uyumlu yapabilir. Kahvaltıdan sonra bebeğimizle bir oyun oynamak,  öğle uykusundan sonra parka gitmek, gece uykusundan önce banyo yaptırmak, kitap okumak ve ona sevdiği bir şarkıyı söylemek, bebeğimizle birebir verimli zaman geçirmemiz için hem güzel fırsatlar demektir, hem de ilgimiz bebeğimizi çok ama çok mutlu edecektir.

Biz annelerin sabrını geliştiren, altın bir dönem diyebileceğimiz “2 yaş sendromu” bebeklerimizin yine bizlerin anlayış ve sevgisiyle atlatacakları özel bir dönemdir. Çocuk yetiştirirken her konuda olduğu gibi bu dönemde de sabırla yaklaşmanın asıl çözüm olduğunu anlamak uzun sürmüyor. Sevgili oğlum 8 yaşında ve şimdi o dönemlerini gülümseyerek anıyorum. 21 aylık kızım ise bu aralar tam da bu dönemin en üst noktasında:) Ne diyebilirim; bu zorlu dönemin, yıllar geçtiğinde dudaklarımızda bir tebessüm bırakarak “ne günlerdi” diyeceğimiz, tatlı anılar olarak kalması dileklerimle…

Sevgiyle kalın.

Ülkü Yılmaz 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Elcin dedi ki:

    Yazdiginz seyler guzel ve cogunu kizim su an yapiyor fakat bazi yazdgnz fikirleri henuz algilamiyor hatirlatmalar mesela . Sabirli olmayi deniyorum fakat kiziminin dikkati cok daginik bunun icin ne yapsamda dikkatini cekemiyorum 🙁

BİR YORUM YAZ