Obezite Nedenleri ve Saptanması

Obezite Nedenleri ve Saptanması

Sevgili ve değerli okuyucularım, bir önceki yazımda Obezitenin (şişmanlık); tüm dünya ülkelerinde yetişkinler, çocuk ve adölesanlarda görülme sıklığının her geçen gün arttığından ve çeşitli sağlık sorunlarını da beraberinde getirdiğinden bahsetmiştim.

Nitekim bakanlığımız tarafından yapılan ön çalışma raporuna göre obezite görülme sıklığı yetişkin erkeklerde %20,5- kadınlarda % 41,0- toplamda % 30,3 olarak bulunmuş ve toplamda fazla kilolu olanlar %34,6, fazla kilolu ve şişman olanlar %64,9, çok şişman olanların oranı %2,9 olarak bildirilmiştir. Bu ön çalışma raporunda Çocuk ve adölesanlara bakıldığında 0-5 yaşta obezite sıklığı % 8,5 (erkek %10,1, kız %6,8)- 6-18 yaşta obezite sıklığı % 8,2 (erkek %9,1, kız %7,3) olarak bulunmuştur. Dolayısıyla bu sonuçlara göre ülkemizde de obezite her yaş gurubunda görülen önemli bir sağlık sorunudur.

Obezitenin ( Şişmanlık) Nedenleri:

Obezitenin oluşumu, birçok değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bu nedenler tam olarak açıklanamamakla birlikte aşırı ve yanlış beslenme ve hareketsiz bir yaşam obezitenin en önemli nedenleri olarak kabul edilmektedir. Bu nedenlerin yanı sıra genetik, çevresel, nörolojik, fizyolojik, biyokimyasal, sosyo-kültürel ve psikolojik pek çok nedenler birbiri ile ilişkili olarak obezite oluşumuna sebep olmaktadır. Tüm dünyada özellikle çocukluk çağı obezitesindeki artışın sadece genetik yapıdaki değişikliklerle açıklanamayacak derecede fazla  olması nedeniyle, obezitenin oluşumunda çevresel faktörlerin rolünün ön planda olduğu kabul edilmektedir. Bu risk faktörlerinin önde gelenlerine bakacak olursak;

  • Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları

  • Yetersiz fiziksel aktivite

  • Yaş

  • Cinsiyet

  • Eğitim düzeyi

  • Sosyo – kültürel etmenler

  • Gelir durumu

  • Hormonal ve metabolik etmenler

  • Genetik etmenler

  • Psikolojik problemler

  • Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama

  • Sigara- alkol kullanma durumu

  • Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)

  • Doğum sayısı ve doğumlar arası süre

Obezitenin gelişmesinde dikkat edilmesi gereken faktörlerden biri de yaşamın ilk yıllarındaki beslenme şeklidir. Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilediği bildirilmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF tarafından yayımlanan çeşitli dokümanlarda 6 ay tek başına anne sütü verilmesinin, 6.aydan sonra emzirmenin sürdürülmesi ile birlikte güvenilir ve uygun kalite ve miktarda tamamlayıcı besinlere başlanılmasının ve en az 2 yıl emzirmenin devam ettirilmesinin kısa ve uzun dönemde obezite ve kronik hastalık riskini azaltabileceği belirtilmiştir.

Obezitenin ( Şişmanlık) Saptanması:

Obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) kullanılmaktadır. BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. BKİ boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında bilgi vermemektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda araştırmacılar vücuttaki toplam yağ miktarından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı üzerinde durmaktadırlar. Yağın karın bölgesinde ve iç organlarda toplanması insülin direncine yol açmaktadır. İnsülin direnci ise obezite ile yol açtığı Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, koroner arter hastalıkları arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli faktördür. Tek başına bel çevresi ölçümünün erkeklerde 94 cm, kadınlarda 80 cm ve üzerinde olması hastalık riski ile ilişkilidir.

Yetişkinlerde obeziteye bağlı hastalık oluşma riski ve bel çevresi ölçümleri

Cinsiyet

Risk (Uyarı sınırı)
(=BKİ>25)

Yüksek risk (Eylem sınırı)
( =BKİ>30)

Erkek

> 94

 > 102

Kadın

> 80

> 88

Çocuk ve adölesanlarda, yetişkinlerde olduğu gibi belli bir sınıflandırma bulunmamakta, fazla kilolu olma ve obezitenin tanımlanmasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. En sık kullanılan yöntemlerden birisi bireysel ve toplumsal düzeyde yüzdelik (persentil) ve/veya z skor değerlerinin kullanılmasıdır.

Yukarıdaki risk faktörlerini taşıdığınızı düşünüyor ve görüyorsanız geç olmadan sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için endokrin bölümüne başvurunuz. Bununla birlikte davranış değişikliğini kazanmak için koçunuzdan destek almayı tercih edebilirsiniz. Çünkü hepimiz sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı hak ediyoruz.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…Sağlıkla ve sevgiyle kalmanızı diliyorum…

Hatice BİLGİLİ

Diyabetle Yaşam Koçu / NLP Uzmanı

KAYNAK: T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu – Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ