Proteinler Ne Az Ne De Çok Tüketilmelidir

Proteinler Ne Az Ne De Çok Tüketilmelidir

Proteinler için kullanılabilecek en basit tanım ‘vücudun yapıtaşları’ olmalıdır.

Bu sade ve doğru tanıma bazı eklemeler yapmak mümkün elbette, ancak kafamızı fazla karıştırmamak belki de en iyisi. İlköğretim yıllarında belleğimize yerleştirilen ‘protein’ kavramı, ilk duyuşta çoğumuza et, süt ve yumurtayı anımsatmaktadır. Kabacı yanlış olmayan bu üçlemeyi daha sistematik bir yaklaşımla, hayvansal kaynaklı ürünler, deniz ürünleri, yumurta, bakliyat ve süt ürünleri şeklinde genişletebiliriz. Proteinler besin öğeleri  içinde en değerli olanlardır. Çünkü insan organizması için en değerli yapıtaşı olan proteinler,
aynı zamanda parasal anlamda da en değerli, başka bir deyişle ulaşılması en zor öğelerdir.

Doğru beslenmenin ilk adımı, bireyin günlük protein gereksiniminin hesaplanmasıdır. Bir insan, günlük protein gereksiniminden ne az ne de çok protein tüketmelidir : her ikisi de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Protein eksikliği ‘protein kalori malnutrisyonu’ olarak adlandırılan daha ciddi bir beslenme bozukluğuna neden olur. Mulnutrisyonlu bir insanın kasları incelir, bağışıklık sistemi zayıflar. Basitçe protein içeren gıda maddelerinin yetersiz tüketimine bağlı bir tablo olarak tanımladığımız protein malnutrisyonu, sadece açlık sorunu olan ülkelere ve sosyoekonomik düzeyi düşük ailelere özgü bir durum değildir. Bugün, gelişmiş Batı ülkelerinde ve gelir düzeyi yüksek kitlelerde de aynı soruna sahip bireylere rastlamak mümkündür. Bunun önemli bir nedeni, bazı zayıflama diyetleridir. Zira, bu tip diyetlerde yağların yanında, yağ içeren protein kaynakları da kısıtlanmaktadır. Bu sağlıksız diyetlere uymaya çalışanlar sadece kilo vermekle kalmaz, kaslarını da eritip aynı zamanda protein malnutrisyonuyla tanışırlar. Günlük protein gereksinimimizi hesaplayabilmemiz için çok basitleştirilmiş birtakım formülleri kullanabiliriz. Ancak bu yaklaşımın hata payı içerdiğini de bilmemiz gerekir. Ortalama değerler, kişinin boyuna, beden alanına ve yağ kitle oranına göre farklılık gösterebileceği gibi, yaşam tarzına ve mesleki koşullarına göre de değişebilir. Bu nedenle doğru ve dengeli beslenmeyi hedef edinmişsek, bir beslenme uzmanından danışma hizmeti almak akılcı bir yaklaşım olacaktır. Bu konuda bilmemiz gereken başka nokta ise farklı proteinler arasında bir denklik olmadığı, alınan protein miktarı kadar sindirim sisteminden emiliminin ve vücut tarafından kullanımının da önem taşıdığıdır.

Proteinler organizma tarafından kullanılabilen hali ‘ aminoasitler’ dir. İşte burada ‘lif’ adını verdiğimiz ürünler olaya karışmaktadır. Bir protein kaynağının lif içeriği ne kadar fazlaysa sindirilmesi o kadar güçtür. Bunun en belirgin örneği, bitkisel kaynaklı proteinlerdir. Buna karşılık, hayvansal kaynaklı proteinler lif içermedikleri için daha yüksek yararlılık oranına sahiptir.

Şimdi ‘protein malnutrisyonu’ sorununa dönelim. Vejetaryenler, protein gereksinimlerini bitkisel kaynaklı proteinlerden sağlamak zorundadır. Oysa bu proteinlerin yararlılığının düşük olduğunu görmüştük. Yani, vejetaryen beslenme tarzını seçenler için protein malnutrisyonuna girmek beklenen bir sonuçtur. Yine de, bu sorundan korunmak bugünkü gıda teknolojisiyle mümkündür. Özel hazırlanmış izole proteinlerle, yani protein tozları ya da pudralarıyla günlük kullanım arttırılabilmektedir.

Ne az, Ne çok

Bir insan, günlük protein gereksiniminden ne az ne de çok protein tüketmelidir:; her ikisi de ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Protein eksikliği, ‘protein-kalori malnutrisyonu’ olarak adlandırılan daha ciddi bir beslenme bozukluğuna neden olur.

Dr. Murat BAŞ
Onkolog

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ