Tanımadığınız Bir Duygu İle Karşılaşınca…
Geçen duygu çeşitlerini yazdım…Sanırım 100’e yakın sayısı…
Bir dostum ile kahve içerken, yaşam görgüsüne olan güvenim nedeniyle ona bir konuyu danıştım: Bazen emek verdiğiniz, herşeyden önemlisi yaşamınızda yer verdiğiniz insanların ansızın, hoşçakal bile demeden yitivermesini anlamlandıramıyorum. Nasıl tanımlamak gerekir bu konuyu ve nasıl yönetmek gerekir?Yıllar sonra ararsa, nasıl karşılamak gerekir…Hele bir de çoluk çocuk görüşüp, sofranıza da, çok değerli yuvanıza da davet ettiğiniz insanlarsa…
Bunu danıştım ve harika bir yanıt aldım, ‘görmüş geçirmiş’ denilir ya, görgülü, bilgili dostumdan…
Dedi ki;
‘Herkesin yaşamında bu tür anılar, yaşanmışlıklar var, daha ağırları da var, ben sana bu tür durumlarda ne yaptığımı söyleyeyim…Tanımlayamadığım bir duygu ise bu; tanımlamak, anlamak, irdelemek için kahretmem kendimi….Ama bugüne kadar tanımadığım bir duygu ise temkinli olmayı da elden bırakmam….Uzuuuun bir süre sonra ararsa sithem de etmem, sorgulamam da, kaldığı yerden devam eder ilişkimiz, etmesini istiyorsam tabii’…
Son kısmı dışındakini yeni öğrendim, teşekkür ettim kendisine ama yıllar sonra ararsa sithem etmemek bana göre değil işte;)))Sorarım, sorgularım mutlaka…
Ama neymiş?
Tanımlayamadığımız, tanımadığımız duyguları tanımak için çırpınmıyoruz…
Ben de önemli birşey öğrendim…Sadakat ve vefa hayatımda en önemli 2 değer…Bunlar herkeste aynı seviyede olamayabilir…
MUTLULUK ASLINDA BEDAVA!
Yadigar IŞILDAR
AnneyleBebek.com ve KUĞULU Montessori Okulları Kurucusu

Ve kesinlikle herkesin yaşanmışlıklarında, anılarında olaylar tazeyken insana acı veren ve sonrasında hayata ve insanlara daha temkinli yaklaşmamızı sağlayan “tanıyamamak, tanımlayamamak” vakaları vardır. Yaşanırken mutlu eden, merhabasız girdikleri hayatımızdan elvedasız çıkan ve hayattan, bir arkadaştan, bir sevgiliden, bir eşten ne istediğini bilmeyen, tatmin olamayan bir yığın insan.. Bunların temelinde benlik duygusunun ve insanlığa saygının olduğuna inanırım.Bunlar eksikse kişilik problemleri başlar ve bu insanlar üreten değil tüketen toplumun üyesidir. Onlara sunulan güzel, insani duyguları tüketir ve sonrasında nedensiz giderler. Nedensizdir evet. Çünkü günün birinde döneceklerini bilirler. Güzel, insani duygulara muhtaç insanlar hayatın belli noktalarında fikirlerine, duygularına, yaşamlarına dokunabilen insanları elbette özler. Kişilik ve karakterini kendisi inşa eden bir insan ne istediğini bilir ve hayalleri, idealleri bunlar doğrultusunda şekil alır. Hayatına girdiği insanları nereye koyması gerektiğini bilir ve bu doğrultuda değer verir. Böylelikle girdiği bi hayattan çıkmasına gerek kalmaz. Çünkü girdiği hayatlarda bulunduğu konumu bilir. Bir insanın hayatından çıkmak yıkımdır. Yeni bi başlangıç ya da. Ama kesinlikle kendinden emin bir insanın harcı değildir. Bu nedenle bir insan nedensiz gittiği bir hayata, arkadaşlığa bu kadar kolay dönmemeli. Sorgulamak bir çoğumuzun mayasında var. Anlamaya çalışmak, irdelemek kendimizi kahretmek olsa da.. Vee teşekkür ederim Yadigar IŞILDAR. “Mutluluk aslında bedava.”