Hadi Şimdi Yeni Yolculuklara
Çocukluğumuzdan bu yana en çok duyduğumuz sözcüklerdir, dur, bekle, yapma, hayır. İlk adımlarımızı attığımızda, ilk sözcüklerimize aldığımız yanıtlarda, ilk keşiflerimizde ya da ilk taleplerimizde önümüzde durur.
Biraz büyürüz. İsteklerimiz toplumsal rollerimize uygun değilse bu kez biraz daha sert uyarılırız.
Çünkü kızını dövmeyen dizini döver denir.
Toplumsal bilinçaltımız tanımlanmış rollerimizin dışına çıkmak isteyenlere karşı çok da hoşgörülü davranmaz.
Kadın ya da erkek birlikte başarabilecekleri onca güzellik varken neden sadece tanımlanmış rollere sıkışıp kalsınlar?
Kız girdi on üçüne ya erdedir ya yerde diyerek toplumun yarısının geleceğini yok ediyoruz.
Kadın ya da erkek bu toplumu birlikte daha ileriye götürebilecek yeteneklerimizi geliştirmek için bir arada yaşamayı becerebilmeliyiz.
Kimse kimsenin sırtındaki yük olmamalı.
Müdahaleci olmak yerine başarabilirsin demek, ancak yardım istendiğinde çözüm yollarını birlikte bulmaya çalışmak değil mi doğru olan.
Çoğu kez hangi mesleği seçeceğimize büyüklerimiz karar verir. Biraz çalışkan öğrenciysek ya mühendis ya da doktor olmamız beklenir. Bütün çalışkan çocuklar bu meslekleri seçmelidir.
Oysa pekâlâ iyi bir tarihçi olabiliriz. İyi bir dil bilimci ya da öğretmen belki de girişimci ya da sanatçı.
Cinsiyetimiz geleceğimizi kurarken seçeneklerimizi sınırlar.
Kadından mühendis olmaz, kadından girişimci olmaz. Hatta kadının politikacı olması da pek istenmez.
Yetişkin bir birey olduğumuzda önümüzde iki yol vardır.
Birincisi bize öğretilen genel kabullerin içerisinde kalmak, başkalarının istediği gibi olmak.
Siz farkında olmasanız da zamanla kişiyi mutsuz, hastalıklı bir yaşama mahkûm eden bir yoldur bu.
Diğer yol daha zor, engellerle dolu olsa da hem sizin hem de çevrenizdekilerin geçireceği değişim süreci boyunca o sihirli sözlüğü kulağınıza fısıldayacaktır. Başarmalısın. Başaracaksın. Başardın.
Öyleyse, hadi şimdi yeni yolculuklara.
