Annelik İşte…
Çocuklarım olmadan önce neler yaptığım geldi aklıma. Nasıl vakit geçirdiğim? Ne zaman yorulduğum? Nelere sevindiğim? Nelere üzüldüğümü düşündüm…
Açıkçası pek bir rahatmışım. Yemek mi yapmak istemiyorum, bir şeyler atıştırırım. Yorgun muyum, yarın yaparım. Canım mı sıkkın, film seyrederim. Dışarı mı çıkmak istiyorum, elbette ki çıkarım. Uykum mu geldi, uyurum. Tatil mi geldi, kesin bir yerlere kaçarım!
Ne yalan söyleyeyim, bazen o günleri özlüyorum! Çok özgürmüşüm! Siz de arada sırada böyle hissediyor musunuz?
Tüm günüm onlara ait!
Ama şimdi, tüm hayatımı çocuklarıma göre programlıyorum! Sabahın köründe kalk, öğle yemeklerini yap. Sonra hemen kahvaltılarını hazırla. Kahvaltı bitince hızlıca işleri bitir, sıkılmasınlar diye bir aktivite bul! Parka git, oyun oynamaları için arkadaşlarıyla buluş ya da evde beraber bir oyun kur! Tüm bunlar bitince, öğle yemeğini yedir ve uyut! Elbette ki; akşam onlar uyuyana kadar, aynı tempoyla devam! Eminim birçok anne de aynı şekilde!
Yorgunluk aldatmacası!
Çocuklardan önce, parmağımı oynatamam dediğim, kendimi çok yorgun hissettiğim günlerde, aslında hiç de yorgun falan değilmişim! Bitmek tükenmek bilmeyen çocuk enerjisi var ya, ona ayak uydurmaya çalışmak, yorgunluğun ta kendisiymiş. Parkta, sokakta peşlerinde koşturmak, evde bir dakika oturamayıp, sürekli su getirip, meyve götürmek cidden yorgunluk sebebiymiş. Akşam uyutup, ayağımı uzatıp, açarım bir film falan da artık hayal! Saat başı birinden biri uyanıp; “annnneeeeeee” diye bağırarak, sağ olsunlar uykularında bile yokluklarını aratmıyorlar! 🙂
Hasta olmanın tadını çıkarmak!
Düşünüyorum da, çocuksuz bir kadınken, hasta olmanın bile tadını çıkarıyormuşum! Azıcık grip olunca, birazcık boğazım ağrıyınca, yatağıma girip, “oram ağrıyor, buram ağrıyor, çok halsizim, yetişin ölüyorum” diye söylenerek ne de güzel yatıyormuşum! 🙂 Şimdi kış başlamadan soluğu doktorda alıyorum, grip aşısını elimde olsa üçer beşer doz halinde olurum! Kendim için bir şey istiyorsam ne olayım!!! Sırf grip olmayayım da, çocuklar perişan olmasın, onlara da bulaşmasın, düzenleri aksamasın diye!
Her şeye rağmen ben, anneliği çok sevdim!
Aslında itiraf etmeliyim; ben anneliği çok sevdim! Zihnen ve bedenen yaşadığım tüm yorgunluğa rağmen! Kronikleşen boyun ve sırt ağrılarıma rağmen! Günde otuz kere, “iyiler mi, hasta olurlar mı, doydular mı, üşürler mi, terlediler mi” diye deli gibi kendi kendime konuşmama rağmen! Uykusuzluğuma rağmen! Kendime doğru düzgün zaman ayıramama rağmen, ben bu büyülü durumu çok sevdim! Onların “bir yeri” ağrıdığında, benim “her yerim” ağrımasına rağmen!
Annelik işte…
Sevgiyle kalın…
Ülkü YILMAZ
