Bilinçalıtımıza Yönelen Subliminal Mesajlar

Bilinçalıtımıza Yönelen Subliminal Mesajlar

Subliminal mesajlar en temel içgüdülerimiz hedef alınarak oluşturulur. Markaya farkında olmadan çeşitli atıflarda bulunup zihnimizdeki yerini vazgeçilmez kodlarla sağlamlaştırmamızı sağlar. İşin kötü yanı, tüm bunları bizim rızamızı almadan yapar!

Beynimiz en genel ifade ile bilincimiz ve bilinçaltımızdan oluşur. Bilincimiz buzdağının görünen yüzü ise, bilinçaltımız görünmeyen suyun altındaki daha büyük kısmını oluşturuyor. Bir oran verecek olursak, bilincimiz beynimizin %5’ini, bilinçaltımız ise %95’ini oluşturuyor. Bilincimiz, etrafımızda yaşadığımız günlük bütün olayları, gelişmeleri, her şeyi analiz eder. Düşünür, değerlendirir, tartar. Bu, sağlıklı bir karar verme ve muhakeme sürecidir. Bu süreçte biz her şeyin farkındayızdır. İnsanların bilincinin dışında bir de farkında olmadıkları bilinçaltları vardır.

Bilinçaltı, bilinç eşiğinin altı olarak tanımlanabilir. Bilinçaltı, hafızayı, bilgileri, erdemleri, gerçek arzu ve istekleri de içine alır. Yaşadığımız bütün duygusal durumlar, düşünceler, söylenmiş ve söylenmemiş her türlü şey bilinçaltımıza işlenir. Gördüklerimiz, işittiklerimiz, kokladıklarımız, hissettiklerimiz, tat aldıklarımız burada depolanır. Depolamayı olduğu gibi, o anki verilere dokunmadan kaydederek yapar. Bunlar daha sonra çeşitli yaşamsal deneyimlerimize ilişkin davranış motiflerinde tekrarına bağlı olarak az ya da çok kullanılır.

Bilinçaltı, bilgiyi bir bütün olarak işler. Bilinçli zihnimizin aksine doğru-yanlış olarak değerlendirip analiz etmez. Bizimle tartışmaz, her şeyi doğru kabul eder. İnsanın hareketleri rutinleştikçe, olağan hale geldikçe, alışıldıkça beyin bu davranışa daha az bilinçli dikkat sarf eder.

Örneğin, yazı yazmayı yeni öğrenen bir kişi, yazı yazarken harflerin şekillerini, hangi sırayla geldiklerini sürekli düşünür. Fakat alıştıktan sonra harflerin şekillerini veya hangi sırayla yazacağını düşünmeden yazar. Eğer yazı yazarken harfleri, araba kullanırken hareketleri, konuşurken kelimeleri, adım atarken adımlarımızı veya yapmış olduğumuz her şeyde hareketlerimizi teker teker düşünseydik, sırasını, niteliğini belirlemeye çaba gösterseydik bu bizim için çok büyük bir güçlük oluştururdu. Onun için Allah’ın insana bir lütfu olarak, alışılan davranışları beyin otomatiğe alarak devam ettirir ve insanı yormaz, yavaşlatmaz, düşüncesini dağıtmaz..

Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Yani anlayacağınız gibi insanın ilk algılama durumunda gizli kalarak bilincin değil de bilinçaltının algılaması üzerine tasarlanmıştır. İlk olarak çıkışı reklam sektörü sayesinde ortaya çıkmıştır

İnsanın sürekli alıştığı markete gitmesi bundandır. 20 çeşit formülü dahi aynı olan deterjanın arasından elinin sadece bir markaya gitmesi, diğerlerini hiç incelememesi bundandır. Bilinçaltına sürekli tekrar edilen, sıklıkla verilen mesajlar artık insanda otomatikleşmiş davranışa dönüşür.

Çizgi film sektörü, petrol sektöründen daha geniş bir sektördür. Japonya’nın çizgi film sektöründen elde ettiği gelir, İran’ın petrol ihracatından kazandığı miktardan çok daha fazladır.

Ülkemizdeki televizyon kanallarında yayınlanan çizgi filmlerin %1’i bile yerli değil. Hatta iki-üç kanal dışında diğerlerinde hiç yerli çizgi film yayınlanmıyor. Çizgi filmlerde görüntü yedirme tekniğiyle pek çok cinsel mesaj, çıplak kadın resmi, cinsel birleşme sahnesi, korku ve şiddet içeren yüz resimleri, kimi zaman bir bulut olarak kimi zaman da yerde dağılmış tahta parçaları arasına gizlenmiş cinsellik yazıları bulunuyor.

Uzmanlar, subliminal mesajlarla dolu çizgi filmlerin, çocukların erken yaşta cinselliğe ilgi duymalarına ve hayata karşı sürekli kaygı dolu olmalarına neden olduğunu belirtiyorlar. Bazı çizgi filmler çocukları mastürbasyona, eşcinselliğe, hatta ensest ilişkiye yönlendiriyor. Önceleri yaz geldiğinde erkek çocuğunu kısa kollu tişörtle dışarıya çıkmaya ikna etmekte zorlanan anneler, “Ayıp olur böyle çıkarsam” diye sıkı sıkıya elbiselerine sarılan çocuklar vardı.. Şimdi ise “Çocuğum 6 yaşında, pantolonunu indirip mahrem yerlerini gösteriyor, kimseden utanmak bilmiyor, başkalarına bakmak istiyor” diyen anneler var karşımızda.

Bu anneler tamamı; “Çocuğunuz çizgi film izliyor mu?” sorusuna; “Evet” cevabı veriyorlar.

Bir anne çocuğunun sürekli olarak kendisine; “Anne, içimden seni bıçaklamak geçiyor” dediğini ve çocuğunu çizgi film başından kaldıramadığı söylüyor.

Çizgi film sektörünün tek yaptığı şey elbette çizgi film değil. Önce bir kahraman yaratmak, sonra film aralarında, üzerinde o kahramanın resmi olan pek çok eşya ve oyuncak reklamı yapmak. Çantalar, kırtasiye malzemeleri, kıyafetler, oyuncaklar vs.

Bir kahramanı çocuklara kabul ettirdiğinizde yepyeni bir piyasayı da beraberinde getiriyorsunuz. Bunlar çocuklara yönelik reklamlar, bir de diğer reklamlara bakacak olursak, televizyon izleyen bir çocuk, kapitalizmin bir numaralı tüketicisi haline geliyor. Çünkü subliminal mesajlarla (cinsel veya şiddet içerikli görsellerle) sürekli yan yana getirilen ürünler, ileriki hayatında çocuğun zihninde ve algısında “vazgeçilemez” oluyor.

Müslüman aileler, belki burada saydığımız sonuçların kendi çocuklarıyla bir ilgisinin olmadığını, olsa olsa bilinçsiz ve başıboş ailelerin çocuklarının bunlara muhatap olduğunu düşünebilirler. Bizlerin şu an için yapması gereken en önemli şey bu tür mesajlara karşı uyanık olmak ve çocuklarımıza izlettiğimiz çizgi film ya da diğer çocuk programlarını kontrol etmek. Yada aynı metotlarla doğru olan mesajları, çocuklarımızın bilinçaltına kazımayı başarabilmek. Bu konu imkansız olmamakla birlikte üstünde düşünülmeyi ve çalışılmayı bekliyor.

Maalesef, bugün anne-babalar çocuklarını tanımıyorlar. Müslüman aileler, çocuklarına yönelmeliler. Onların en büyük dertleri, çocuklarının arzu ve eğilimlerini bilmek olmalıdır. Yoksa Allah korusun çocuklarımız bizimle paylaşamadıkları onca hüsranı, çıkmazı, pişmanlığı başkalarıyla paylaşıyorlar. Çocuklarımızla sağlam bir aidiyet bağı içinde olmalı ve ailemizde onlara değerlilik hissini kazandırmalıyız. Ne kadar onlara yakın durabilirsek, onları bir birey kabul edip saygı gösterirsek, iç ve dış tehlikelerden onları koruyabilmemiz de o kadar mümkün olur.

 

 

Efe Murat ERBAŞ

Özel Eğt Uzm / Psikolog

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Robot Değilim * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.