Biraz Tuz, Biraz Biber: “Karı-Koca Kavgası”

Biraz Tuz, Biraz Biber: “Karı-Koca Kavgası”

Eskiler derler ki; karı-koca kavgası, evliliklerin tuzu biberidir. Gerçekten öyle midir?

Kavgaların, insanlar üzerindeki yıpratıcı ve yıkıcı etkisini inkar edemeyiz. Her tür ilişkide, mutlaka, fikir ayrılıkları ve tartışmalar olur. Hatta bu beklenen bir durumdur.

Ancak kavga; kişilerarası iletişimde gerçekleşebilecek, herhangi bir konu hakkında, yanlış anlama, aynı görüşte olmama ve anlaşamamaya bağlı olarak, atışma şeklinde başlayıp, eğer bu noktada sonlandırılamazsa, yüksek sesle devam eden tatsız bir durumdur. Kavga esnasında haklı olmaya çalışan taraflar, bu uğurda karşısındaki insanı düşünmeden, kırgınlık ve küskünlük yaratacak sözler sarf edebilirler. Uzayan kavga, tarafları konudan uzaklaştırıp, öfke seviyesini arttırıp, haklı çıkmak adına eski olumsuzlukları, kırgınlıkları açarak galip çıkmak için verilen bir savaşa dönüşebilir. Eminim sizin de tanıdığınız, bildiğiniz, bu tarife uyan kavga şeklini benimsemiş, birçok çift vardır. Bu çiftler yaşadıkları kavga esnasını sonradan düşündüklerinde ya da anlatmaya çalıştıklarında yalnızca birkaç söz ve cümle dışında hiçbir şeyi çok hatırlayamazlar. Bazen kavga sebeplerini bile unuturlar. Bu nedenle, ne yaşadıklarına pek anlam veremezler… Takılı kaldıkları bazı söz veya cümleler yüzünden birbiriyle iletişimi koparıp, ilişkilerini zedelerler.

Sürekli Kavga Etmek:

Siz de, eğer, eşinizle, sık sık, sesinizi yükselterek herhangi bir konuda kendinizi kavga ederken buluyorsanız, iletişim metodunuzu gözden geçirmeli ve belki de değiştirmelisiniz. Kavga etmek, eşler arasında, artık bir alışkanlık haline geldiyse, bu durum aşılması çok daha zor bir hal almış demektir. Evet, her ailenin kendine ait bir iletişim dili ve sorunları çözme metodu vardır. Yalnız şunu bilmeliyiz ki; kavga bir çözüm yolu değildir. Sürekli kavga etmek ve sonuç alamamak kişilerin birbirlerine öfke biriktirmelerine neden olacaktır. Biriken öfke, anlayamadığınız bir şekilde, incir çekirdeğini doldurmayacak konularda patlamalar yaşamınızın nedeni olacaktır. Bu kontrolsüz öfke patlamaları ise; zamanla eşinizle iletişiminizi tamamen bozarak; kopuk, karşılıklı fikir alışverişlerinin ve sohbetlerin yapılamadığı, suçlamaların çoğunlukla yaşandığı bir duruma dönüşecektir. Sonuçta; bu hale nasıl geldiğinizi anlamadan, eski günlerdeki eşinizi özleyerek, kendinizi yüksek ihtimalle, çözümsüz ve çaresiz bir durum içinde bulacaksınızdır. Çözümün ise, tek kilit nokta olan; kavgayı hayatınızdan çıkarıp atmak olduğunu bilmelisiniz.

Kavga Değil, Sohbet Etmek Ama Önce Dinleyebilmek!

Yapılacak şey, ilk olarak düşüncelerimizle kendimizi yönetip, işe kendimizden başlamaktır. Kavga etmeyi, iletişim biçimimiz olarak benimsememekle başlamalıyız. Kavganın, çözüm odaklı bir tavır olmadığını, bizleri çözüme ve anlaşmaya götürecek bir yol olmadığını kabul etmeliyiz. “Kavga ettiğimiz hangi konuda bir çözüme vardık?” sorusunu kendimize sorduğumuzda, göreceğiz ki, hiçbir konuda çözüme ulaşamamışız. Bu soruyu eşimize de sorabiliriz. Ona, yapıcı bir dille, kavga etmenin ilişkimize hiçbir katkısı olmadığını, aksine yıprandığımızı anlatabiliriz. Kavga değil de, sohbet etmek istediğimizi, ne kadar farklı da düşünsek de, ne kadar kızgın olsak da konuşarak herşeyi çözebileceğimizi en azından birbirimizi anlayabileceğimizi söyleyebiliriz. Karşımızdakinin ne söylediğini anlamadan, onun da fikrini bilemeyiz değil mi? O zaman burada devreye en can alıcı konu giriyor: Dinlemek! Dinleyebilmek! Tahammüllü ve sabırlı olabilmek. Önce eşimizin ne dediğini anlayabilmek için dinlemeyi bilmemiz gerekir. Dinleyebilen insan her zaman iletişime en açık olan insandır. Dinlediklerinden sonra anladıkları üzerinden konuşabilen insan çözüm için en önemli adımı atmış demektir. Fakat elbette ki, yalnızca dinlemek değil, konuşma dilimizde de ufak tefek değişiklikler yaparak, suçlayıcı ve kesin ifadeler yerine, anlamaya çalışan ifadeler kullanarak, karşı tarafa, kavga etmek değil, gerçekten sorunu çözmek istediğimiz mesajını verebiliriz. Sen dili yerine, ben dilini kullanmak, eşimizi konuşma anında olumlu bir psikolojiye sokacaktır.  Kendimizi, doğru ve gerçekten hissettiğimiz gibi ifade edebilmek olumsuz bir iletişimin önünü tıkayacaktır. Konuşmanın kavgaya dönüşeceğini hissettiğiniz noktada, konuşmaya son verebiliyor olmanız kesinlikle en etkin çözüm olacaktır. Zor olsa da, aslında yapılamayacak şeyler değil bu çözüm yolları. Başlarda, çok basit ve sanki çözüm değilmiş gibi de düşünebilirsiniz, çünkü, yaşanılan şey o kadar ağır ve ciddidir! Fakat denendiğinde, ne kadar etkili olduğunun görüleceğine inanıyorum.

Şunu aklımızdan hiç çıkarmamalıyız;  eşimiz bizim düşmanımız değil ve evliliğimiz de bir savaş alanı…

Sevgiyle kalın…

Ülkü Yılmaz

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ