Büyük Şehirde Küçülmek…

Büyük Şehirde Küçülmek…

Ne zaman bir konuşma olsa büyük şehirde yaşayanlarla küçük şehirde yaşayanlar arasında tatlı bir çekişme olmuştur. Kimse yaşadığı yerden memnun olmadığındandır ki hep bulunduğu ortamı kötüler veya olumsuzluklarından bahseder. Eee bende büyük şehirde yaşayan biri olarak düşüncelerimi söylemem gerek illaki..Sabah kalkıyorum camı açtığım vakit yan binanın duvarları ile karşı karşıyayım erken saat kuş seslerini duyup, kuşları görmek istiyorum ama ne mümkün sokaktan geçen çöp arabasının sesi buna engel oluyor. Giriyorum içeri kilometrelerce uzaktan gelen ve tazeliğini kaybetmiş domates ve salatalıklarla kahvaltımı yapıyorum. Ee büyük şehirdeyiz ya imkanlarından faydalanmak gerek hadi o zaman spora. Giderken yürüsem daha iyi olur herhalde diyorum, arabaların arasından gökyüzüne yükselen egzozları soluyarak varıyorum gideceğim yere. O da ne? spor salonunun önünde spora girmeye hazırlanan bir grup sigara içen insan arasından sıyrılıp giriyorum içeriye. Kaynağının neresi olduğunu görmediğim hazır suyumu bir güzel içtim mi oohhh mis, ne de olsa büyük şehirlerin imkanından faydalanıyorum..Buralarda gece hayatı süper dışarıdan gördüğünüz gibi, herkes iş çıkışı büyük uğraşlar sonucu saatler sonra evine gece yarısı ulaşıyor al sana süper bir gece hayatı.İş alanı da çok ,iyi de maaş veriyorlar tabi benzine verdikten sonra bize de kalırsa tabi!!! Eğitim imkanları mükemmel eskiden olsa mahallemizdeki okullara giderken şimdi çocuklarımızı kilometrelerce ötedeki okullara gönderiyoruz niye çünkü biz farklıyız eee büyük şehirde yaşıyoruz kaldı ki köylerde ne yüksek mertebelere gelen pırıl pırıl çocuklarımız varken biz burda o kurs senin bu kurs benim çocukları sarhoş ediyoruz. Yakantop, istop ,çinçan desek o ne diye yüzümüze bakacak çocuklar yetiştiriyoruz. Şimdi size soruyorum büyük şehirde yaşayan biz ve bizim gibiler aslında büyüyor muyuz yoksa gittikçe küçülüp kapalı kutuya mı giriyoruz??? Bu benim şahsi kanaatim tabi. Çoğu konuşmamızda ilerideki tek hayalimin küçük bir sahil kasabasına yerleşmek olduğunu söylediğimde insanlar yapamayacağımı, sıkılacağımı söylüyorlar. Peki şuan sıkılmıyor muyuz? Temiz oksijen, bol orman bulabilmek için saatlerce yol katetmiyor muyuz, ya da dört duvar AVM lerin içini tavaf ederken gözlerimiz kan çanağı olmuyor mu, bir baş ağrısı, yorgunluk, kuru gürültü ye ne demeli.??Bana tepki verenler illaki olacaktır ama mandıra filozofu olmanında keyfi bir başkadır diye düşünüyorum. Düşünsenize gözünüzü bir açıyorsunuz karşınızda orman, deniz veya göl.. Mis gibi çiçek kokularıyla kekik kokusunu içinize çekiyorsunuz. Çay demlenirken bir yandan da bahçenizdeki domates, salatalıkları dalından topluyorsunuz, kolunuzda saatiniz yok zaman sizi kovalamıyor. Evet kim bilir büyük şehirden sıkıldığımız gibi orada da uzun süre kalsak belki sıkılacağız ama denemeye değmez mi?  Şimdi soruyorum size hangimiz şanslı, büyüğün içinde kaybolan mı küçüğün içinde huzuru bulan mı????

Yağmur ve Yavuz Arda’nın Annesi Meltem

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Robot Değilim * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.