Proceedings of National Academy of Sciences’daki bir çalışma pek çok insanın inandığı olguyu pekiştiriyor – bebekler annelerinin söylediği şeyleri duyar ve bebeklerin beyinleri bu kelimeleri doğumdan sonra hatırlar.
Yeni bir çalışma, doğmamış bebeklerin beyinlerinin duydukları şeyler tarafından şekillendirilebildiğini göstermektedir. Burada, bir bebek fetal öğrenme değerlendirmesinden geçiyor.
Finlandiya’nın Helsinki Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 33 anne adayını gözden geçirdi ve doğumdan sonra bebeklerini muayene etti. 17 anne hamileliklerinin 29. haftasından doğuma kadar, iki ila dört dakikalık seriler halinde uydurma kelimelerden (birkaç farklı biçimde ve perdede söylenmiş “tatata” veya “tatota”) oluşan bir CD’yi yüksek sesli biçimde dinledi.
Anne ve bebekler bu saçma kelimeleri 50 ila 71 kere duydular. Araştırmacılar doğumu takiben 33 bebeği normal işitme muayenesinden geçirdiler ve sonra yeni doğanların uydurma kelime ve değişik sesperdelerine farklı tepki verip vermediklerini görmek için EEG (elektroensefalografi) beyin taraması gerçekleştirdiler.
Araştırmacılar anne karnında CD dinleyen bebeklerin uydurma kelimeleri tanıdıklarını ve CD dinlemeyen bebeklerin fark etmediği ses perdesi değişimlerini fark ettiklerini gördüler. Bunu, kelimeler çalındığında edindikleri ve anne karnındayken CD’yi dinlemeyen bebeklerde pek göremedikleri beyin aktivitelerine bakarak söyleyebiliyorlardı.
Doktora öğrencisi ve makalenin baş yazarı olan Eino Partanen e-mailinde “Fetüslerin hamilelik sırasında, çevrelerindeki belli sesleri öğrenebildiklerini biliyoruz.” diyor.
“Şimdi fetal öğrenmenin etkilerini ayrıntılı bir biçimde kolayca elde edebiliyoruz – bir kelimenin ortasındaki çok küçük bir değişimin öğrenme etkilerini incelediğimiz bu çalışmamızda olduğu gibi.”
Bu makale sadece bebeklerin anne karnındayken duyduklarını keşfetmekle kalmıyor; aynı zamanda bebeklerin zor algılanan değişiklikleri tespit edebildiklerini ve karmaşık bilgileri işleyebildiklerini de gösteriyor.
“Doğum öncesindeki bu maruziyet, yenidoğanların ilginç bir biçimde maruz bırakılmadıkları değişimleri tespit etmelerine de yardımcı olmaktadır; doğum öncesi ilave uyarım alan bebekler, maruz kalmamış bebekler yapamazken yalancı kelimelerdeki ses şiddeti değişimlerini de tespit edebiliyorlardı.” diye açıklıyor Partanen.
“Ancak, her iki grup da (Fincede çok yaygın olan) sesli harf değişimlerine tepki vermektedir (yenidoğanların yeterlilikleri daha önce pek çok kez gösterilmiştir).”
Bu bulgular, bebeklerin sese nasıl tepki verdiklerini inceleyen son 20 yıldır yürütülen başka araştırmaların üzerine ekleme yaparak geliştirilmektedir. 2005’te fetüslerin sesler arasında ayrım yapabildiklerini gösteren bir çalışma yayınlayan Minna Huotilainen bu çalışmada da yer alıyor. Ve araştırmacılar 1988’de anne karnında pembe dizi izleyen bebeklerin bağımlı hale geldiklerini keşfettiler – en azından melodilere. Anneleri hamileyken pembe dizi izleyen bebekler dizilerdeki melodik işaretlere tepki verdi.
Bebeğinizin anne karnındayken duydukları gerçekten öğrenmesini etkileyebilir mi?
Araştırmacılar bulguların, doğmamış fetüsün bir yenidoğan kadar iyi bir biçimde öğrenebildiği ve hatırlayabildiği fikrini desteklediğini belirtiyor. Bebekleri daha doğmadan seslere olabildiğince çok maruz bırakmak bu zahmete değebilir.
Patanen “Fetüsün beyninin nasıl çalıştığını daha iyi anladıkça, erken dil gelişimi hakkında daha çok bilgi edineceğiz.” diyor. “Dilin erken yaşta nasıl geliştiğini daha iyi anlarsak belki bir gün çok erken safhada müdahaleler yapabiliriz (anormal gelişim gösteren bebekler için).”
Kaynak: sevgilibebek.com
AnneyleBebek.com
