Eşi Bahis Bağımlısı Olursa…

Eşi Bahis Bağımlısı Olursa…

Merhaba,
Havanın erken karardığı aralık ayında gönüllerimizi aydınlatmak daha bir önem kazanıyor sanki. Çevreniz alaca karanlıktan zifiri karanlığa geçerken etrafınızı aydınlatacak türlü olanaklar var elinizde. Evdeyseniz ya lambaları yakarsınız, ya da dilediğiniz yerlere mumlar koyar yakarsınız, telefonun, el fenerinin ışığını kullanırsınız. Arabadaysanız farlarınızı yakarsınız.

Peki ya ruhunuz kararırsa?

O zaman beyninizin bir köşesinde tık diye basıp aydınlatabileceğiniz bir düğme var mı? Malesef bilim adamları insanlığa böyle bir buluşu kazandıramadı henüz.İşte ruhu kararan, karanlıklar içinde yolunu bulmakta zorlanan, umutla tutunacak dal arayan bayan N. 32 yaşında, evli, bir bankanın yönetim kuruluna yükselecek kadar genç yaşta kariyer merdivenini tırmanmış, 2 yaşında kızı olan ve evde kızıyla kalan işsiz B. beyin karısı.  Gösterilen her işi kendine uygun bulmayıp işsiz kalmaya devam eden B.bey 3 yıldır bilgisayar başında at yarışlarına gittikçe artan miktarlarda para yatırıp günün birinde mutlaka büyük vurgunu vuracağına inanlardan.

Peki kimin parasıyla oynanıyor bu bahisler derseniz…

Elbette N.hanımın parasıyla. İyi niyet sahibi ve eşinin onurunu korumaya özen gösteren N.hanım ithal damat eşi B. beyi evlenip Almanya’ya getirdiğinde ona tüm banka hesaplarından para çekme yetkisi vermiş. B.bey de gönül rahatlığıyla eşinin birikimlerini dilediği gibi kullanır olmuş. Nakitleri tükettiğinde, sırayla eşinin dairesini, arsasını ve yazlık evini de sattırıp bahiste kaybedince beş parasız kalakalmışlar. N.hanım eşinin kusurlarını herkese karşı örtmeye uğraşırken, kendi sağlığının bozulduğunu geç de olsa farketmiş. Sosyal ilişkilerin çoğu bitmiş. Böyle bir kördüğümün ortasında can kurtaran simidi olarak bana tutunmak istedi N.hanım. Bir aydır  hasta, raporlu, işten çıkarılma korkusuyla doktordan doktora koşuyor. Üzücüdür ki gücünün sınırında çözüm arayan, bağımlı kişiler değil de onların eşleri. N.hanım da böyle bir ümitle beni buldu. Dinmeyen baş ağrısı, uykusuzluk, her konuda isteksizlik, ayakta duramama, çarpıntı, baş dönmesi, terleme. Artık vücut isyanların son aşamasında, kilo gövdeyi taşımaktan uzak, göz altında mor halkalar, çökmüş avurtlar…

Ve hala ben neyi yanlış yaptım? sorusu. Neyi düzelteyim ki eşim düzelsin? soruları kendini iyileştirmekten hayli uzak. Ortada 10 yıldır süregelen bir yuva ve iki yaşında bir kız çocuğu var. Mutlaka her iki taraf da düzeltme yolunda profesyonel yardım alıp türlü yolları deneyecekler. Her derde deva sayılabilecek tek bir ilaç yok. Eşlerin yaşı, cinsiyeti, eğitimi, geldiği ailesi, doğup büyüdüğü yer, sağlık durumu, işi, gelir durumu vs. bu süreçte çok etkileyici oluyor. Her ne olursa olsun kulağa garip gelse de, sağlıklı bir bencillik içinde önce kendini iyileştirecek çözümler aramaya başlamak, kişiyi daha çabuk farkedilecek olumlu sonuçlara götürüyor. Çok yaygın ve çok bilinen ‘’far metodu’’ ile yapılacak en iyi iş, farları ötekinden kendimize çevirmek. Ötekini aydınlatıp sürekli onu yaptı, bunu yapmadılarla oyalanmak yerine, farları kendine çevirip dikkatle gözlemlemeyi başaran, neleri ihmal ettiğini hayretle farkediyor günün birinde. İşte ancak o zaman düzelmeye doğru minik adımlar atılabiliyor. Zaten şu an N.hanım için ilk hedef, yeniden çalışabilir duruma gelebilmek. Sonra?

Size garip gelse de, bazı çiftler için pek çok yol denendikten sonra,‘’son çare’’ olarak ayrılmak da bir çözüm olabilir. Kim bilebilir ki? Şimdi uzun soluklu olma zamanı. Ve YAVAŞ gitmek, hedefe ulaşmada SÜRATLİ olmakla eş anlamlı olabiliyor.

Ayşe WİESNER

Terapist

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Robot Değilim * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.