Kendi Hayatını Yaşamak?

Kendi Hayatını Yaşamak?

Merhaba Sevgili Okurlar,

47 yaşında bir bayan düşünün oğlu uyuşturucu bağımlısı, kızının biri çocuk yaşta cinsel taciz görmüş sürekli bunalımda, öteki kızı da tam boşanma arifesindeyken çocuk yaparak kocasını kendine yapıştırmaya niyet etmiş, hamile. Kocası derseniz değişik bayanlarla kısa süreli heyecanlar peşinde. Sosyal medyada ve telefonunda fotoğrafları görüntülendikten sonra bayan S. eşini hemen evden atmış, ayrı yaşıyor. Günün birinde boşanır mı henüz gündem konusu değil.

Bayan S. oldukça alımlı, güzel, hastanede hemşire, evini neredeyse tek başına geçindiren biri.

Bayan S. nin yaşam koşusu şöyle:

  • Ya uyuşturucu almışken direksiyonda yakalanan oğlu A. nın ehliyeti elinden alınıp işsiz kalınca hemen nışanlayıp başını bağlamaktan fayda ummak, ailesini kursun, çocukları olsun, kötü alışkanlıklardan uzaklaşsın diye çırpınmak,
  • Ya hamile kızını doktorlara taşımak,
  • Ya da taciz görmüş üniversite öğrencisi kızını günde 50 kez telefonla aramak,
  • evi geçindirmek, eşinin üstüne kalan borçlarını ödemek için 3 ayrı işe gitmek.

Kendisi ailesinin reddine rağmen sevdiğine kaçmış. Gitgide büyüyen sorunlar çözülmeden 1-2-3 çocuk yapmış. İçlerinden biri mutlaka onu eve bağlar sanmış ama olmamış. Adam onca yıl sonra bile başkalarıyla gönül eğleyip evde her türlü hizmetini yaptırmayı kendine hak görmüş.

Kızlar, babayı fazla görmediklerinden anneyi farklı boyutlarda model almışlar. Biri, konuşup birlikte çözüm aramak yerine ayrılma veya çocuk yapma kararı almış. Öteki taciz sonrasından bu yana tüm erkeklerden kaçmayı, 22 yaşında hala anneye yapışık yaşamayı seçmiş.

Erkek çocuk A. ise sessiz, içine kapalı, uyuşup unutmayı denemiş, artık bırakmış doğruysa.

Böyle bir dönme dolap içindeki bayan S.nin 47 yılının son 29 yılını buraya sığdırıvermek olası değil. Sanki dümeni kırık gemi gibi rüzgarın yönüne ve şiddetine göre ordan oraya savrulmakta. Gözleri önünde akıp giden ömrünü film gibi izlemekte. Daha da önemlisi her çocuğunu sorunlarından kurtarmaya çabalarken, kendine ait bir yaşam alanı olmadığının, yaratmadığının, gerekli, hatta zorunlu olduğunun farkında değil. Kendi hayatımı yaşamak ? O ne ki ? İtfaiye arabası gibi nerde yangın, orda ben.

Çocukların ve diğer yakınların sorunlarını çözmeye çalışmak, onların çözmesine fırsat vermemek, belki anlık başardım duygusu verse bile, kişiyi kendi sorunlarıyla yüzleşmekten  kaçmaya uygun bir kılıf sunar. Bu arada fedakar anne,komşu, arkadaş her kimse beğeni toplar. Burada söz konusu olan çocuklar ise, anne yetiş dediklerinde annenin koşup uğraşmasıyla, kendilerinin uğraşmasına gerek kalmadığını, nasılsa annenin halledeceğinin rahatlığıyla anneye bildirmenin yeterli olduğunu gören, kendi sorumluluklarını taşımayan evlatlar olmuşlar ve anne memnun değil !.

Sonuçta kendi yaşamının sorumluluklarını üstlenmeyen, ya işlerini başkasına yaptıran, ya da başkasının işlerini yaparken kendi gereksinimlerini erteleyen, yok sayan bireyler yetişmiş. Tablo böyle.

Kendini mutlu etmek için bir demet çiçek dahi almayan, maniküre, pediküre, kuaföre gitmeyi lüks sayan, küvette 15 dakika yatmak yerine sökük diken, cam silen, aldığı küçük ikramiyeyi çocuklarına harcayan, dünyadaki erkek cinsini 15 yıldır yok sayıp 47 yaşında 32 yaşından beri rahibe hayatı yaşayan bayan S. bu tempoya ne kadar dayanabilir dersiniz belki ama, o direkten dönmeye niyet etmiş ki sonunda bana telefon etti.

Geldiğinde bedensel şikayetleri çoktan başlamıştı, tüm tahlil ve diğer aramalar sonuç vermeyince son durak son ümit kapısı oldu.

Yavaş ilerlemeleri umut verici. Ömründe ilk kez maniküre gitti, saçlarını boyattı, kendisi için özel kozmetik ürünleri aldı, resim kursuna kaydoldu. Tüm bunlar sadece kendisine yönelik minik ama onu inanılmaz mutlu eden kendi girişimleri. Artık falancanın kızı, falancanın karısı, A,K,K nın annesi olmak dışında birilerinden bağımsız  apayrı bir şahsiyet olma yolunda. Alışkanlıkları, otomatikleşmiş tepkileri onu işleri devralmaya itse de, dur burda, sabırla bekle ve gör cümlesini hatırlamayı deniyor. Gerçekten bir işi yapabilecekken, sorunu ötekinin nasıl çözeceğini bekleyebilmek sanıldığı kadar kolay değil. Mucize, yılmadan yapılacak yüzlerce tekrarda gizli. Malum en üstün bilgisayar insan beyni. İstenilen beceri, tekrarlar sayesinde kazanılıyor ve diğer kayıt siliniyor. Yüzme, bisiklete binme, araba kullanma gibi. Okurken basit gelen ama yaşama oturtması yıllar alan bir süreç. Örneğin, sizin için gerektiği yerde HAYIR demeyi her seferinde yeniden deneyin. Bir gün her isteği evetle yanıtlamadığınızı  göreceksiniz. Tabi alacağınız muhtemel olumsuz yanıtların sizi dibe çekmesine izin vermeyecek güçteyseniz.

 

Ayşe WEISNER

Terapist

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Robot Değilim * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.