Kendini Sahteyle İkna Etmek
Bertram R. Forer, 1914-2000 yılları arasında yaşamış Amerikalı bir psikologdur. Kendisi “Forer Etkisi” olarak isimlendirilen ve daha sonra başka bilim insanları tarafından da ele alınmış bir teori ve deney nedeniyle tanınmıştır. Kalifornia Üniversitesi’nde lisans sonrası eğitimlerini tamamlayan Forer, İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’da bir askeri hastanede psikolog ve yönetici olarak hizmet verdi. ABD’ye dönüşünde Los Angeles’te savaş gazileri ile ilgili bir zihin sağlığı kliniğinde ve ardından özel olarak kendi işinde çalışmıştır.
Forer Etkisi
1948 yılında Forer, bir kişilik testi yapmak istediğini söyleyerek bir öğrenci (denek) grubu topladı. Teste katılan tüm öğrenciler kendilerine verilen kişilik testini cevapladılar. Daha sonra her öğrenciye test sonucundaki ‘kişisel değerlendirmeleri’ verildi. Değerlendirmelerde öğrencilerin “Daha çok kendinizi eleştiren birisiniz” ya da “Başkalarınca söylenenlere inanmadan önce araştırıyorsunuz” gibi kişisel tespitler vardı. Teste katılan öğrencilere bu kişisel tespitlere 0 ile 5 arasında puanlar vermleri istendi. Öğrenciler bu tespiti kendileri için çok doğru buluyorlarsa en yüksek puan olan 5’i, hiç uygun bulmuyorlarsa en düşük puan olan 0’ı vereceklerdi.
Buraya kadar gayet ‘olağan’ görünen süreçte bir gariplik vardı. Forer tüm öğrencilere aynı tespitleri içeren bir değerlendirme sonucu dağıtmıştı, ama öğrenciler bunu bilmiyorlardı. Öğrencilere verilen değerlendirme sonuçları bir gazetenin yıldız falı kısmından alınmış gibiydi. Daha ilginç olan ise öğrencilerin kişisel tespitler olarak bildikleri ‘sahte’ değerlendirme sonuçlarına verdikleri cevaplardı. Öğrencilerin 5 üzerinden değerlendirme ortalaması 4,26 çıktı.
Deney aynı şartlarla başka gruplar üzerinde aynı yıl içinde yüzlerce defa tekrar edildi. Tüm denemelerin sonucundaki ortalama 4,2 dolayında tespit edildi. (Bu deneyi daha sonraki yıllarda tekrarlayan başka bilim insanları da benzer sonuçlar elde ettiler. Forer Deneyi’nde elde edilen sonuçlar psikolojik testler konusunda pek çok tartışmanın da alevlenmesine neden oldu.)
Forer Deneyi’nden elde edilen sonuçlar gerçekten beklenmeyen ölçüde ilginç miydi? Bu deneyi yapan araştırmacılar ‘garip’ görünümlü sonucu olağan buluyorlar. Çünkü insanlar olarak önümüze konan genel ifadeleri benimsemeye ve kendimize benzetmeye yatkınız. “Forer Etkisi” bulgusu insanlar olarak genel tanımlamaların bizim kişiliklerimizi temsil ettiğini kabul etme eğilimindeyiz. Bunların kendimizden başka daha pek çok insanın özelliklerine uygun olduğunu düşünmeden kabul ediyoruz. Deney sonunda elde edilen tespitlerin doğru olmasını bekliyoruz.
Fal Tutmak
Bir gazetede ya da dergide veya İnternet ortamında okuduğunuz yıldız falını düşünün. Oğlak’tan Yay’a toplam 12 burç var. Dünya nüfusunu 7 milyar kişi kabul etsek burç başına 580 milyon kişi, Türkiye nüfusunu 75 milyon kabul etsek burç başına 6 küsur milyon kişi düşüyor. Gerçekten bu kadar kişi ile aynı alınyazısını paylaşıyor olabilir miyiz? Tabii ki paylaşmıyoruz, ama biz kendimizi ikna ederek falda yazılanların kendimiz için ‘doğru ve gerçek’ olduğunu kabul ediyoruz. Kabul etmekle kalmıyor; kendi kişisel yaşantımızı, düşünce ve duygularımızı bu ‘illüzyon’ üzerine kurgulamaya çalışıyoruz.
“Forer Etkisi” sadece yıldız falından ibaret değil. Bu olgunun pazarlamadan başka insanlarla iletişime, siyasal propaganda ve manipülasyona kadar çok farklı boyutları var. Çevremizdeki kalabalığın kültüründen ve davranış modelinden etkilenerek bunların kendimiz içinde doğru ve kişiliğimize uygun olduğunu benimsiyoruz. Bu nedenle iktidarların kültürleri ve resmi ideolojileri bir ‘mahalle baskısı’ olarak kişiliğimize yansıyor. Bu tür ‘ikna süreç ve araçlarına’ karşı direnebilmek için akıllı, farkında ve bilgili olmak gerekiyor.
Gürcan BANGER
Duygu Güncesi
