Korkulu Rüya: Doğum!

Korkulu Rüya: Doğum!

Herkes ama herkes, yaşayan yaşamayan tüm kadınların, hatta erkeklerin bile bu konuda bir fikri vardı. Henüz hamileliğimin çok başındaydım, üstelik ilk bebeğimi bekliyordum. İş yerinde, dışarıda herkes bir iki klasik sorudan sonra, nasıl doğum yapacaksın diyordu! Ben de “bilmiyorum ki” diye geveliyordum. Sonrasında hemen hikayeler anlatılmaya başlanıyordu. Doğuran kendi hikayesini, doğurmayan bir tanıdığının hikayesini, doğurma ihtimali olmayanlar ? eşlerinin doğum hikayelerini başlıyorlardı uzun uzun anlatmaya. Arada yorum yapmayı da ihmal etmiyorlardı. Yarısını dinleyip, yarısını dinlemediğim bu hikayeler, aklımı karıştırmaya ve doğum ile ilgili beni korkutmaya başlamıştı. Resmen korkuyordum. Dinlerken korkumu belli ettiğim insanlar, çektikleri acıları ballandıra ballandıra anlattıktan sonra bir de üstüne korkulacak bir şey yok demiyorlar mıydı! Resmen kafam allak bullak oluyordu! Doğum kabusum olmak üzereydi. İşte tam bu noktaya geldiğimde kendi kendime bir karar aldım. Bundan sonra doğum hikayesini anlatmak isteyenlere kibarca hayır diyecektim. Diyecektim de nasıl? Üstelik bir de iş yerinde artık tanıyan tanımayan herkes ayak üstü yemek sırasında bile “Allah kurtarsın” diyordu! Bu söz beni geriyordu. Kurtulmak ben de negatif bir his yaratıyordu. Tamam dedim kendi kendime kimseyi duymayacağım. Zor oldu ama yaptım! Hikayesini anlatmaya başlayanların yanından bir bahaneyle uzaklaştım. Bazen dinlemek zorunda kaldığımda içimden şarkı söyledim. Hatta hayal kurup, işi abartıp gözüm açık uyuduğum bile oldu ? Eminim karşı taraf bu anlamsız halimi ve boş bakışlarımı hamileliğime verip, içinden vah vah demiştir ? Bununla da kalmadım, hamileliğim boyunca doğum ile ilgili tek bir satır okumamaya da karar verdim. Bilinçli olarak, bu konuda hiçbir şeyi duymamaya, görmemeye ve okumamaya çok kararlıydım. Madem bu benim mucizemdi, madem bu benim doğumumdu, o halde bu müthiş deneyimi hiçbir etki altında kalmadan kendim bizzat yaşayıp, hissedip, görüp; kendi hikayemi yazmak istemiştim! Nihayet bu karardan sonra 6 ayım çok güzel geçti. Oğlumla sürekli beraber olmak, onunla konuşmak, dondurma yemek, dedikodu yapmak, yürüyüş yapmak, uyumak, tiyatroya gitmek, müzik dinlemek, film seyretmek, kitap okumak, alışveriş yapmak, odasını hazırlamak, giyeceği giysileri alıp, yıkayıp ütülemek, veee tabii ki hayaller kurmak bana çok iyi gelmişti. Hamileliğimin tadını çıkarıyordum. Mutlu hamilelik diyorlardı ya bence mutlu hamilelik buydu! Şimdi 9 yıl önce o günleri öyle yaşadığım için çok çok mutluyum!

Haftalar böylece hızlı hızlı geçti… Doğumuma az bir zaman kalmıştı. Doğum öncesi iznimi kullanmıştım ve iki gün arayla doktoruma gidiyordum. Cumartesi de kontrole gittim ve zaten o gittiğimde doktorum, pazartesi bebeği alacağız dedi. Vee ben, durduramadığım bir ağlama krizine tutulmuştum. Hiçbir fikrim olmadığı halde, okumadığım, dinlemediğim halde korkuyordum. O kadar da bunu yaşamamak için uğraşmıştım. Ne olmuştu şimdi böyle? O zaman anladım ki; korku değildi bu. Ben korkmuyordum, sadece çok çok heyecanlıydım. Öyle bir heyecandı ki bu; düşündükçe üşüme ve titreme basıyordu. Neyse ki, Pazartesi geldi çattı. Hastane odasında yalnızken, yarım saat içinde minik mucizemin, şu şeffaf küçücük yatakta yanımda olacağını düşünmek, heyecanımın yerini mutluluğa bıraktı. Sonunda saat gelmişti, kapı açıldı, sedye geldi… Ameliyathaneye giderken sadece eşimin yüzünü gördüğümü hatırlıyorum, ağlıyordu. Ben de tutamadım kendimi onu görünce çok duygulanmıştım. Aşağıya indiğimde doktorum beni karşıladı. Sonuçta, acısız, ağrısız çabucacık geçen yarım saatten sonra işte miniğim kollarımdaydı. Bebeğim, oğlum, 9 ay boyunca kanımda, canımda, ruhumda içimde, doya doya hissedip, yaşadığım mucizem minicik ellerini bir o tarafa bir bu tarafa sallıyordu. Çok mutluydum. Çok şükretmiştim, sağlıkla oğlumu dünyaya getirebildiğim için. Onu gördüğüm anı, hafızam silinse bile unutamam herhalde ?Hiç yabancılık çekmedim oğluma. İçimdeki denizden çıkıp, yanıma gelmişti. Tüm yaptıklarımızı artık iç içe değil, yan yana yapacaktık… Hemen ayaklanıp, onunla hayatıma başlamak istedim. Hastanede iki gün boyunca her türlü bilgiyi edinip, eve gittiğimde acemilik yaşamamak için aklıma gelen tüm soruları sordum. Çünkü evde oğlumun ihtiyaçlarını doğru anlamak ve doğru karşılayabilmek istiyordum. Öyle de oldu… İki gün sonunda evimize gittiğimizde sanki oğlum hep bizimleymiş gibiydi. Ondan öncesi uçup gitmişti….

Ne derler; erkeklerin askerlik anıları, kadınların doğum hikayeleri bitmez. Ben de oğlumu dünyaya getirdikten sonra, doğum anılarını anlatanlar kervanına katıldım. Ama bir farkla; benim hikayemde acı yok, korku yok! Benim hikayemde bir minik kalbi hissetmek ve sevmek var! Dilerim ki; sizlerin de sevgi dolu, mutlu hikayeleri olsun… Hatta bir değil, birçok hikayeniz olsun…

Sevgiyle kalın…

Ülkü Yılmaz 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ