Oğlum, Emziği ve Ben…

Oğlum, Emziği ve Ben…

Muhteşem üçlü olmuştuk; ben, oğlum ve emziği! Başlarda ne kadar güzeldi, ne kadar da işime yaramıştı! Oğlumun, beslenme dışında da hissettiği emme duygusunu böylece tatmin edebiliyorduk. Doktorumuzun tavsiyeleri üzerine doğru emzik tercihini de yaptığımıza inanıyordum; çene, diş, damak vs. konularda. Üstelik oğlumun ağladığı her ortamda sakinleştirmek için rahatlıkla kullanıyordum. Bir süre sonra da, uyuturken, en önemli yardımcım olmuştu.

Fakat, oğlum artık 2 yaşına girince, doktorumuz, kesin olarak emziğin hayatımızdan çıkması gerektiğini söyledi.

Açıkçası bu kadar zor olacağını hiç beklemiyordum.

Tavsiye edilen bıraktırma metodlarını denemeye başladım. Bir hafta boyunca, emzik ile ilgili konuşup, konuyu hikayeleştirdik. Ve onun da istediği bir zamanda tüm emzikleri bir kavanoza koyup, bebeklere armağan etmeye karar verdik. (Şimdilerde bunu emzik perisi ile yapıyorlar.) Üç gün sonrasına karar verdik ve büyük gün geldi. Sabah tüm emzikleri toplayıp, kavanoza koyduk. Çok mutluyuz, hiç sorun yok. Emzik istemiyor. Ohhh dedim, süper, kolay olacak…. Öğle uykusu geldiğinde mızırdanma ve ağlama başlayınca, oyaladım, şarkı, kitap, oyun derken kucağımda uyuya kaldı. Uyku boyunca emzik istemedi. Uyanınca devam yine sorun yok. Fakat akşam olunca, aman Allahım! Uyku saatinde geldiğinde, ağlamaya başladı. Eşim bir taraftan ben bir taraftan ikna etmeye çalışıyoruz, konuşuyoruz, oyalamaya çalışıyoruz, onu yapıyoruz bunu yapıyoruz yok. Gittikçe artan bir ağlama krizi. Çok çaresiz kaldık. Ne yapacağımızı şaşırdık. Ama vermemeye de kararlıyız. Benim de bir taraftan gözlerim doluyor, çok üzülüyorum. Ben bir süre sonra verelim dedim, eşim olmaz bu kadar yaptık veremeyiz diyor. Biz konuşurken, oğlum, en sonunda ağlaya ağlaya kucağımda uyuyakaldı. Artık tamam dedik, bu konu bitti! Çok erken sevinmişiz! Gece üçte oğlum ağlayarak uyandı. İşte o zaman ben dayanamadım ve verdim. Uyuyunca hemen aldım ve gece birkaç kez daha istediğinde verip, uykuya dalınca aldım. Sabah kalkınca emziği yoktu tabii yanında. Gece de emziğini verdiğimi hatırlamıyordu. Alkışlar, kutlamalar derken, içimden şöyle bir yol uygulayabileceğimi düşündüm: Sadece uykuya dalmaya çalışırken verip, dalınca alıp, bunun dışında hiç vermemek. Bunu oğluma sürekli anlattım. Tam olarak anlamıyordu ama gündüz saatlerinde oyalandığı için istemiyordu. Kreşte de öğretmenleri bu yöntemi desteklediler. Sadece öğle uykusuna dalarken verdiler. Ve uykunun devamında hiç istemediğini söylediler. Biz tam 2 yıl daha, bu şekilde devam ettik. Akşamları uyumaya çalışırken emme süresi, oğlum büyüdükçe kısaldı. Çünkü kitap okurken, hikaye anlatırken emzik bizimle olmuyordu. Bitince veriyordum ve bu da zaten üç beş dakika sürüyordu, sonrasında uykuya dalıyordu. Oğlum, iki buçuk yaştan sonra geceleri artık hiç uyanmamaya başladı ve emzik de istemedi. Artık bağımlılığımız yalnızca uykuya dalarken o beş dakikadan ibaretti. Biz, sık sık, aklımıza her geldiğinde, mutlaka, emzik olmadan da uyuyabileceğini, bir kere denerse bunun olabileceğini göreceğini anlattık. Ve ona asla kendisi istemeden, hazır olmadan emziğini almayacağımızı söyledik. Ona güvendiğimizi, her konuda onun tercihlerine saygı duyacağımızı söyledik. Ama, anne-baba olarak bizim ona doğruyu yanlışı göstermemiz gerektiğini söyledik. Emziğin dişlerine zarar vereceğini anlattık. Bununla ilgili fotoğraflar gösterdik. Diş doktoruna gittik. Onunla da konuştu ve o da oğluma anlattı. Artık oğlum 4 yaşındaydı. Biz hala konuşmaya devam ediyorduk. Bir akşam geldi ve anne baba ben emziksiz uyumaya hazırım dedi. Ama emziğinin yanında olmasını istedi. Yastığının altına koyduk. Uyudu. Sabah kalktığında kendisiyle gurur duyuyordu. Kendisi başarmıştı ne de olsa! Doğruydu aslında! Oğluma emziği bıraktıramamıştım, O bırakmıştı! Ne düşünürsünüz bilemiyorum, ama ben ağlatarak birkaç gece daha onu üzmeye dayanamayacaktım. Bu benim kişisel tercihimdi ve bulduğum yol her ikisinin ortasıydı. Oğlumun diş, damak, çene yapısında bir hasar oluşmadı. Çünkü 6 ayda bir kontrole gittik.

Şimdi 21 aylık kızım da emziğini çok seviyor. Geçen gün dişleriyle emziğini yırtınca, emziğin ucunu delip öyle verin dedikleri yöntemi deneyim dedim. Sonuç; kıyamet koptu! Emzik perisi hikayesini ise pek anlayabildiğini söyleyemeyeceğim. Biraz küçük sanırım. Ben de; 3 ay sonra, 2 yaşına girince ona da oğluma uyguladığım yöntemi uygulamayı düşünüyorum. Gündüz vermeyip, yalnızca uykuya dalarken!

Bakalım minik kızımla emzik hikayemizde neler yaşayacağız? Sonuçta her çocuk aynı değil, aynı yöntemler geçerli olmayabilir. Oğlumun duygu dünyasına en uygun yöntem buydu. Belki kızım için bu uygun olmayabilir. Deneyip göreceğim.

Sevgiyle kalın.

Ülkü Yılmaz

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ