Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Eğitim
Çocuk gelişimi, birbirleriyle paralel gelişen bedensel, ruhsal, sosyal, zihinsel ve cinsel gelişim boyutlarıyla bir bütündür. Bu gelişim alanları içinde, cinsel eğitim dışındaki diğer boyutlar ve yapılması gerekenler belli iken cinsel eğitim göz ardı edilip yok sayılabilen ve yeterince ele alınmamış bir alandır.
Genel anlamda cinsel eğitim; çocukların bedensel, duygusal, sosyal, zihinsel ve cinsel gelişimlerini takip etmek, kız ve erkek rollerini kabul etmesine, kendi cinsinin özellikleri ve karşı cinsin özellikleri ile bir bütün içinde yaşamasına yardımcı olmak amacıyla verilen ilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarıdır.
Cinsel eğitim doğumdan başlayan ergenlik dönemini de içine alan uzunca bir süreçtir. Çocuklukta başlayan cinsellik kavramı, ergenlik dönemi ile birlikte son şeklini alır. Ergenlik döneminden sonra çocuğun cinsel özellikleri kolay kolay değişmez. Bu nedenle çocukluktan itibaren sağlam temelleri oluşturmak çok önemlidir.
Cinsel eğitimin doğal bir süreç olduğu, cinsel eğitim vermenin önemi ve gerekliliği önce biz yetişkinler tarafından kabul edilmelidir. Ailenin cinsel eğitim konusunda gösterdiği duyarlılık çocukların cinsel gelişiminde olumlu etkiler yapmaktadır.
Çocuğun doğduğu andan itibaren en değerli oyuncağı kendi bedenidir. Bir yaş dolaylarında çocuk bedeninin farklı kısımlarını keşfeder, kendini aynada seyreder, farklı organlarıyla oynar. İki-üç yaş dolaylarında da, çocuk giyindirilip soyundurulurken annesinin elinden kurtulur, giyinmeyi reddeder, ortalıkta çıplak dolaşır, göbeğini eller, cinsel organı ile oynar.
Kendi bedenini keşfettiği bu sırada, annenin göğsüne dokunmaktan hoşlandığı, karşı cinsten bir çocukla karşılaştığında onun cinsel organını hayretle izlediği görülür. İşte bu yaşlarda çocuk kendi cinsiyetine ve karşı cinse ilgi duymaya başlar. Yine bu yaş düzeyinde gerçekleşen tuvalet eğitimi de ilgiyi cinsel organlara yöneltir. Üç-dört yaşlarında oynadığı “evcilik”, “anne babacılık” ve “doktorculuk” oyunlarıyla da kız erkek farklılığını iyice kavrar, anne veya babası ile özdeşim kurarak cinsiyet-cinsellikle ilgili sorular sormaya başlar.
Her ebeveynin aklına “Çocuklarımızı cinsel hayat konusunda aydınlatmamız gerekli mi?” sorusu takılmaktadır. Eğer çocuk, doğum, cinsiyet farkı, anne ve babanın rolü gibi konuları aileden öğrenemezse cevabı başka kaynaklardan aramaya başlayacaktır.
Kaynak:
FMV Özel Erenköy Işık Anaokulu
Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servisi
Bülten No:7 Mart 2013
