Oyuncaklar Mutluluk Kaynağı Mı?

Oyuncaklar Mutluluk Kaynağı Mı?

Oyuncak Değil, Oyun Oynayalım!

İstisnasız şekilde tüm dünya çocuklarının en büyük ortak dili ve paydası oyundur. Bir çocuğa oyun oynamayı öğretmediğiniz halde, oyun kurabildiğini görürsünüz. Hatta etrafında hiç oyuncak olmayan bir çocuk, o an birçok eşyayı oyuncak haline getirip, oyununu kurabilir. Yanında bir arkadaşı varsa, oyununa onu da katabilir. Ve ikisi hayal ettikleri dünyada, oyuncak ettikleri nesneleri, ortak karar verdikleri şekilde algılayarak, dakikalar geçirebilirler.

Çocuklarımla oyun oynadığım zamanlarda tanık olduğum şey; hayal dünyaları ile gerçeklik arasında kurdukları olağanüstü bağ oldu. Çocuklar, sınırsız hayal dünyalarını gerçek dünya ile öylesine harmanlayarak oyunun içine katıyorlar ki; işte tam da bu noktada dikkat ettiğim durum, oyuncağın yalnızca bir araç olduğu! Öyleyse çocuklarımızı, oyuncağın kendisi mi mutlu eder,  yoksa o oyuncak ile oynayacağı oyun mu? Aldığımız oyuncaklar mutluluğun kendisi mi yoksa vaadi mi? Oyuncağı oyunun bir parçası ve yardımcı unsuru olarak değil, artık birçok sebeple, oyuncağı oyuna egemen kılmış halde olduğumuzu düşünüyorum. Farkında olmadan çocuklarımıza birçok oyuncak almaya başlıyoruz. Hatta öyle ki; istediği tüm oyuncakları alıyoruz ve maalesef çocuklarımıza “tüketim mutluluğunu” aşılamış oluyoruz. Yani, çocuğumuzu artık yalnızca oyuncağı almak mutlu etmeye başlıyor. Devamında ise eve gelen oyuncak kısa süreli bir oyalanma aracı olup, hemen miyadını dolduruveriyor.  8 yaşındaki oğlumla bu durumu birebir yaşadığımı söylemeliyim. Sürekli olarak oyuncak alıp, sonrasında yalnızca oyuncakları almak derdimiz oldu. Bunun yanlışlığını fark edince kendimize bir oyuncak günü belirledik. Ayda 1 kez o günün gelmesini sabırsızlıkla bekledik ve aldığımız oyuncakla çok güzel oyunlar kurduk. Bir süre sonra oyuncak gününe uymamaya başladık. Daha uzun aralıklarla oyuncakçıya gider olduk. Bu arada oyunun aslında oyuncak demek olmadığını anlayan oğlum, değişik oyunlar kurarak oynamaya başladı. Birlikte ise farklı aktiviteler yapmaya başladık. Resimler çizdik, patates baskısı yaptık, kek yaptık, suda balık yüzdürdük, saklambaç oynadık, yakalamacılık oynadık, elim sende oynadık, çadır kurup kamp yaptık, ve daha pek çok oyunu keşfettik. Böylece oyuncaklarımızı yalnızca birer araç olarak görüp, asıl odak noktamızın oyun oynamak ve eğlenmek olduğunu öğrendik. Bu benim içinde önemli bir tecrübe oldu. Şimdi 21 aylık kızımla, oyuncakları merkeze koymadan değişik oyunlar oynayabiliyoruz. Bir oyunda anne olup, bana meyve yediren kızım, başka bir oyunda çoraplarının eşlerini bulmaya çalışıyor. Hatta birlikte başladığımız oyuna bir bakıyorum ki, kendisi dalmış ve devam ediyor.

Maalesef, içinde yaşadığımız toplum ve dönem “oyuncak odaklı oyun anlayışını” hem anne baba tarafından, hem de çocuk tarafından kuvvetlendiriyor. Örneğin; çalışan anne babalar için oyuncak alıp, çocuğuna vermek ona olan sevgisinin ve ilgisinin bir kanıtı gibi sunuluyor. Anne ve babalar üzerinde bir baskı kurulmuş halde. Hem sevgiyi göstermenin koşulu hem de iyi anne baba olmanın koşulu sanki çocuklarımıza pahalı ve çok fazla oyuncak almakmış gibi hissettiriliyor. Bu algı desteklenerek besleniyor ve maalesef “çocuklarımızın mutluluğu” dünya ekonomisinin büyük bir parçası ve çıkarı haline geliyor. Oysa çocuklarımızla kuracağımız basit bir oyun, çocuğumuzu hiçbir oyuncağın mutlu edemeyeceği kadar mutlu edebilir ve alacağımız hiçbir oyuncağın kanıt olamayacağı kadar ilgimizin kanıtı olabilir. Oyuncakları, çocuklarımıza, öğrenme süreçlerine katkı sağlayabilecek, sadece birer araç olarak sunmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle; çocuklarımızla oyun oynamaya, bebeklik dönemlerinden itibaren, tıpkı bir öğün saati gibi özel zaman ayırmalıyız. Bence oyun, onların iç dünyalarını özgürce ifade edebildikleri, keşfettikleri, öğrendikleri, deneyim kazanabildikleri muhteşem bir laboratuvar.  O halde bol bol oyun oynayan, oynarken öğrenen ve eğlenen çocuklarımızı çok fazla “mutluluk dükkanlarına” götürmeye gerek yok.  Oyunla mutlu olan çocuklarımızla, oyuncak değil bol bol oyun oynayıp, eğelenebilmemiz dileklerimle.

Sevgiyle kalın.

Ülkü Yılmaz

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ