Sevgisiz Eğitim Olur Mu?

Sevgisiz Eğitim Olur Mu?

Bir annenin dünyaya sunacağı en önemli armağan mutlu ve kendine güvenen birer birey olarak yetiştirilmiş çocuklardır.

Sevgi her şeyin temelidir. Çocuğu besleyen, onun kişiliğini önemli bir şekilde etkileyendir.

Sevgi özgüven ve kendini değerli hissetmeyle doğrudan ilişkilidir.

Tüm bunları anlatmamın sebebine gelince de kızımın özel bir anaokulunda sevgisiz bir ortamda ne hale geldiğini sizlere aktarmak içindi. Gelin bu hikâyeyi doğrudan benden dinleyin:

Ben 2013 doğumlu bir kız çocuk annesiyim. Kızımı eşimle elimizden geldiğince sevgiyle, ilgiyle, titizlikle yetiştirmeye çalışıyoruz. Bir yaşından itibaren düzenli olarak ebeveyn- çocuk oyun, resim ve müzik gruplarına katılarak kızımın sosyal-duygusal ve fiziksel gelişimlerine de elimizden geldiğince katkı sağlamaya çalıştık.   Geçtiğimiz yıl kızımı ülke genelinde ve Ankara’da birçok şubesi olan bir anaokuluna başlattık. Okulun sahibesi kayıt öncesi okulunu övdü, alladı, pulladı ve “çocuğunuz bana emanet” dedi ve tabi ki her şey sözde kaldı. Sıkıntılı bir 9 ay geçirdi kızım. Sınıfı 2 kez değişti. Birçok sorun yaşadık.  Okul sahibi, sınıf öğretmeni ve okul psikoloğuyla yaptığımız toplantılarda kızımın okulda mutlu olduğu, farkındalıklarının olduğu ve diğer çocuklardan birçok yönden daha iyi ve başarılı olduğu söylendi. Ama kızımın durumu söylemlerle örtüşmüyordu. Her akşam yatmadan önce ve her sabah da uyandığında okula gitmemek için pazarlık yapıp, ağlıyordu. Her defasında okulun psikoloğu ve öğretmeni kızımı okula bıraktıktan sonra sakinleştiğini, gayet mutlu olduğunu söylüyorlardı. Bir süre sonra kızımızın hiç şarkı söylemediğini ve daha önce yaptığı puzzleları yapamadığını fark ettik. Öğretmeni ve okul psikoloğu buna şiddetli bir şekilde karşı çıkıp okul da durumun tam tersi olduğunu söyledi. Birçok sorun, yalanlar yalanlar… Kızım bu okula başladığında kendini ifade edebilen, güçlü, sosyal bir çocukken utangaç bir çocuk haline geldi. El-kol koordinasyonu geriledi. Bu okula göndererek kızıma eziyet etmişiz fark etmemişiz.  En değerli varlığımız kızımız mutsuz oldu. Biz de sömürüldük, yalanlarla kandırıldık. Her şey yalan ve ticariymiş.

Son gün kızımı okula almaya gittiğimde artık okula devam etmeyeceğimizi söyleyip, eşyalarını istedim. Hayatımın şoklarından birini yaşadım. Okulun sahibesi kızımı okullarından neden aldığımı sormadı bile!

Sınıf öğretmeni kızımla vedalaşmadı!  Kızımın eşyalarını başka bir öğretmenle gönderdi!

Yazıklar olsun. Sonuçta boşa giden bir dokuz ay.

Nasıl olur da ayrılma sebebimiz sorulmaz?  Nasıl olur da öğretmeni kızımla vedalaşıp yanağına bir öpücük kondurmaz? 3,5 yaşında bir çocuk. Çocuklar sevgiyle beslenir.

Benim kızım bir eşya mı? Çocuklarımız eşya mı? Sadece bir ticaret aracı mı onlar?

Boğazımda bir düğüm. Ellerim ve bacaklarım titremeye başladı. Okul sahibesinin boğazına yapışmak istedim. Sinirlerime hakim olamayacağımı anladım. Bir şey yapamadım. Kızımı bu okula göndererek aylarca eziyet etmişiz. Kızıma bu yaşattıklarımdan dolayı hala kendimi affedemiyorum.

Bu okulu koordinatörlüklerine eşimle kaç kez şikayet ettik ama bir sonuç alamadık.

Sonradan öğrendim ki okuldan ayrılan hiçbir çocuğa neden ayrıldıkları sorulmuyormuş.

Çocuklar onlar için önemli değil ki. Çocuk demek para demek onlar için. Çocuklara emek harcamadıkları, değer vermedikleri için ayrılma sebebini sormuyorlar. Çocuklar sevgiyle, değerle beslenir. Değerli olduğunu hisseden çocuğun özgüveni yüksek olur.

İşte böyle insanlara çocuklarımızı emanet ediyoruz sevgili anne ve babalar. Böyle insanlar eğitimci olmamalılar. Evlerinde oturmalılar ya da şezlonglarında güneşlenmeliler.

Elif’in Annesi Tuğba

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

Robot Değilim * Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.